Sondakika32.com - Isparta Haberleri
Yusuf Yavuz 'Eğirdir Gölünde korkunç çekilme!'

Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su gölü olan Eğirdir Gölü’ndeki çekilme ürkütücü boyutlara ulaştı. Yıllardır gölün sorunları hakkında yetkilileri ve kamuoyuna yönelik uyarılarda bulunan Türkiye’nin önemli göl ve sulak alan uzmanlarından biri olan Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, Eğirdir Gölünün derinlik kaybının yüzde 50, su aynasındaki küçülmenin ise yüzde 30 civarında olduğuna dikkat çekerek, “Eğirdir Gölü kuruma tehlikesiyle birlikte bataklıklaşmaya başlamıştır. Gölden aşırı su alımı ve gölü besleyen dere ve çayların üzerine çok sayıda baraj yapıldı. Bir felaket yaşandığında geçimini zorla sağlayan insanlar daha çok acı ve zorluk çekiyor. Felaketin nedeni para hırsı olsa da sonuçlarına Afrika’da olduğu gibi yine yoksullar katlanacaktır” diye konuştu.DSCF0521.JPG(Eğirdir Gölü Türkiye’nin en büyük içilebilir su kaynaklarından biriydi. Fotoğraf: Yusuf Yavuz)

BİR ZAMANLAR TÜRKİYE’NİN ISTAKOZ VE BALIK DEPOSUYDU

Bir zamanlar Türkiye’nin aynalı sazan ve ıstakoz deposu olan Isparta’daki Eğirdir Gölü, binlerce balıkçı ailesinin de geçimini sağlıyordu. Beyşehir Gölü’nün ardından içilebilir nitelikteki sularıyla ülkenin en büyük ikinci gölü olan Eğirdir Gölü’nden avlanan tatlı su ıstakozu, aynalı sazan ve levrek gibi su ürünleri hem ihraç ediliyor hem de iç piyasada tüketiliyordu.

DSCF0519.JPG

GÖLE BIRAKILAN VAHŞİ BALIKLAR YERLİ TÜRLERİ YOK ETTİ

1950’lerden sonra ardı ardına yapılan hatalı uygulamalarla Eğirdir Gölü’ne daha çok gelir getireceği beklentisiyle önce İsrail sazanı gibi etçil ve işgalci balık türleri bırakıldı. Etçil balık türleri, otçul olan ve göl ekosistemi için yaşamsal önemi bulunan yerli türleri yiyerek yok etti. Ardından ise yine daha çok kazanç kaygısıyla göl çevresindeki tarım arazilerinde kontrolsüz tarımsal zehirler kullanımı arttı. Önce ıstakozlar, ardından da yerli balık türleri yok olmaya başladı.Eğirdir Gölü'ndeki kuruma yöre halkının korkulu rüyası oldu.jpg

EĞİRDİR GÖLÜNDEKİ KÜÇÜLME KORKUNÇ BOYUTLARA ULAŞTI

Son yıllarda giderek artan gölden su alımına bir de çevredeki dere ve çaylar üzerinde birbiri ardına yapılan barajlar eklenince Eğirdir Gölü artık bu kadar yükü taşıyamaz hale geldi. Eğirdir Gölü’nün derinliği 16 metreden 8 metreye düşerken göl aynası da yaklaşık yüzde 30 oranında küçüldü.

(Haziran 2011’de fotoğrafladığımız Eğirdir Gölü’nde aynı noktadan bugün görünen manzara ürkütücü boyutlara ulaşmış durumda…)

Eğirdir Can Ada kıyıları Haziran 2011.JPGEğirdir Gölü Eylül 2018.jpg

CAN ADA KIYILARI KURUTULAN ARAL GÖLÜNE DÖNDÜ

Eğirdir’in yanı sıra Senirkent, Gelendost ve Yalvaç ilçelerinde de kıyısı bulunan gölde son birkaç aydır yaşanan gözle görülür çekilme bölge halkı tarafından endişeyle izleniyor. Eğirdir Gölündeki iki küçük adadan biri olan Can Ada’da bulunan küçük koy, göldeki çekilmenin korkunç boyutlarını gözler önüne seriyor. 21 Haziran 2011 tarihinde fotoğrafladığımız Can Ada’daki koyun su seviyesi yaz aylarında olunmasına rağmen kıyıdaki iskele seviyesine yakınken geçtiğimiz hafta aynı yerde çekilen görüntüler göldeki imdat çığlığını yansıtıyor. Göldeki metrelerce çekilme Can Ada koyunu adeta çöle çevirmiş durumda.

26 Haziran 2011'de çekilen fotoğrafta Eğirdir Can Ada kıyısındaki su seviyesi.JPGEğirdir Can Ada kıyıları Eylül 2018.jpg

UZMANLAR UYARIYOR, YETKİLİLER TEPKİ GÖSTERİYOR, GÖL KURUYOR

Eğirdir’de yaşayan Türkiye’nin önemli göl ve sulak alan uzmanlarından biri olan Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, son 35 yıldır ülkenin dört bir yanındaki göllerin yok oluşuna tanıklık eden bilim insanlarından biri. Gölün kullanımıyla ilgili görüş ve eleştirileriyle çoğu zaman siyasilerin ve yetkililerin tepkisiyle karşılaşıyor. Ancak bir çok başka bilim insanının yanı sıra Kesici’nin de Eğirdir Gölü hakkında yıllardır dile getirdiği uyarılar, göldeki korkunç çekilmeyle artık klişe açıklamalarla geçiştirilemeyecek boyutlara ulaşmış durumda.

Yard. Doç Dr. Erol Kesici.jpg(Yard. Doç Dr. Erol Kesici)

EROL KESİCİ: ‘OLAN GÖLE VE GELECEK KUŞAKLARA OLUYOR’

Geçimini gölden sağlayan balıkçısından çiftçisine, turizmcisinden esnafına yöre halkı endişeli biçimde Türkiye’nin yedi renkli gölünün kurtarılmasını bekliyor şimdi. Eğirdir Gölü’nün trajik yok oluşuna karşı yetkilileri ve kamuoyunu bir kez daha göreve davet eden Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, “Hep birlikte bir şeyler yapmazsak biz söylenmeye, birileri de bu söylediklerimizi tu kaka ilan etmeye devam edecek. Olan göle ve gelecek kuşaklara oluyor. Gelin tekrar bir araya gelip memleketimizin sorununu konuşalım” çağrısında bulundu.

Eğirdir Altınkum Plajı çekilmenin en belirgin gözlendiği bölgelerden biri.jpg

‘EĞİRDİR GÖLÜ BATAKLIĞA DÖNÜŞÜYOR’

Eğirdir Gölü’ndeki tehlikeli yok oluşun nedenleri ve yapılması gerekenler hakkındaki sorularımızı yanıtlayan Kesici, göller yöresindeki en önemli sorunun aşırı su alımı ve göllerin beslenmesinin engellenmesi olduğunu dile getirdi. Eğirdir Gölü’nün önceki yıllarda ortalama derinliğinin 16 metre olduğunun altını çizen Kesici, bugün 8 metreye düştüğünü belirtti. Göl aynasındaki küçülmenin de yaklaşık yüzde 30 civarında olduğunun altını çizen Kesici, “Kısacası göl giderek kuruma tehlikesiyle birlikte bataklıklaşmaya başlamıştır” diye konuştu.

Eğirdir Gölündeki kuruma korkunç boyutlara ulaştı.jpgEğirdir Gölü acilen önlem alınmazsa kuruyup yok olacak.jpg

‘365 GÜN YAĞMUR YAĞSA BİLE ESKİ DURUMUNA GELMESİ MÜMKÜN DEĞİL’

Göldeki kurumanın yağışlara bağlanmasının da büyük bir hata olduğuna değinen Kesici, “Bu sorunun en masumu yağışlardır. Havzada hala salma suyu ile meyve yetiştiriciliğinin yanı sıra çok suya ihtiyaç gösteren tarım ürünlerinin üretimi devam ediyor. Yağış olmaması elbette önemli ancak havzaya 365 gün yağmur yağsa bile gölün eski durumuna gelmesi bu işletme şekliyle mümkün değildir. Göl sadece çanağından ibaret değil. Gölü besleyen akiferler (yer altı su depoları), dere ve çayları var. Fakat yüzey sularının göle ulaşması gölet ve barajlarla engelleniyor. Bu durumda dağa kar yağsa ne olacak? Havzada halen 20’ye yakın gölet yapılması planlanıyor” diye konuştu.

Gölü besleyen derelerden birinin üzerinde inşa edilen Barla Göleti.jpg(Barla köyünde inşa edilen göletlerden biri)

‘KİMSE GÖLLERDEKİ YOK OLUŞU KURAKLIĞA BAĞLAMASIN’

İran’daki göllerin kurumasının ardından ilk iş olarak göllerin çevresinde yapılan gereksiz barajların yıkıldığını dile getiren Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, “İlkel tarım, vahşi sulama ve kirlilik göllerimizin sonunu getiriyor. Su seviyesi azaldıkça buharlaşma oranı da kat be kat artıyor. Akşehir Gölünün kuruyarak coğrafyadan ve tarihten silinmesinin nedeni de aynı. Bugün Eğirdir ve Burdur gölleri de aynı kaderi paylaşıyor. Kimse göllerdeki yok oluşu kuraklığa bağlayarak işin içinden çıkmaya çalışmasın. Sorunlar da çözümleri de ortada” ifadelerini kullandı.

Kesici, gölden aşırı su alımı yapılmasının su bütçesini olumsuz yönde etkilediğini söylüyor.jpgEğirdir Gölünün kaynaklarından birinin üzerine kurulan su alım istasyonu.jpgcalti11.jpgGölün sularını kilometrelerce uzalar taşıyan açık kanal.jpg

GÖLÜ BESLEYEN KAYNAKTAN DEV MOTORLARLA SU ALINIYOR

Geçtiğimiz aylarda DSİ tarafından hizmete alınan Tokmacık, Çaltı ve Yalvaç’a su taşıyan kanalın pompalarının Eğirdir Gölü’nü besleyen kaynağın üzerine kurulduğuna dikkat çeken Kesici, “Dev motorlarla gölü besleyen yer altı suyu kaynağından su alınarak açık kanallarla tarımsal sulama için taşınması büyük bir felakettir. Kuru tarıma su veriliyor. Bu suyun alındığı bölgede bulunan Kemer Boğazı’nın suları çekiliyor. Göl, sazlıklarla ikiye ayrılmış durumda” dedi.

(DSİ’nin inşa etmeyi sürdürdüğü Sarıidris ve Barla Akçapınar göletleri):

sarıidris göleti inşaatı sürüyor.jpgBarla Akçapınar Göleti inşası süren yeni projelerden biri.jpg

‘BARAJ VE GÖLET ÇILGINLIĞINA SON VERİLMELİ’

Ekonomik kazançlar uğruna gölün ekosisteminin alt üst edilmesinin insan ve canlı yaşamını daha fazla tehdit eder hale gelmeden bilinen çözümlerin uygulanmasının zorunlu olduğunun altını çizen Kesici, baraj ve gölet çılgınlığına bir son verilmesi gerektiğine işaret ederek, şunları dile getirdi: “Gölü sadece üzerine düşecek yağışlara muhtaç duruma bırakmak akılcı bir yaklaşım değildir. Dünya giderek sıcak, kasvetli ve kirlenmiş hale geliyor ama yaşamın olmazsa olmazı suyu korumak ve akılcı davranmak ekonomik büyümeden daha önemli olmalı. Bunun bir diğer yolu da havzada giderek ekonomik değeri azalan talep bulmakta zorlanan, ülkenin her tarafında yetiştirilen elma ve benzeri ürünler yerine üretiminde dünya pazarlarında ilgi görecek ürünler teşvik edilmeli.

Eğirdir Gölündeki çekilme ürkütücü boyutta.jpgEğirdir Gölü alarm veriyor.jpgGöldeki kuruma korkunç boyutlara ulaştı.jpg

‘DOĞANIN AŞIRI KULLANIMI GELECEĞE BİR ŞEY BIRAKMAYACAK’

Göl havzasında yaşayanlar adeta iki arada bir derede, göl ve ürünün değersizliği arasında sıkışmış durumda. Ama şunu çok iyi bilmeliyiz ki göl yoksa elma da, ekonomik büyüme de, yaşam da, para da yoktur. İnsanlar lüks tüketimden ödün vermedikçe doğanın ekonomik büyüme için aşırı kullanılması gelecek nesillere hiç bir şey bırakmamaktır. Tarihten ders almak gerek. Dünyada yaşanan ekolojik kıyametin insanların tahmin ettiğinden çok daha fazla tehlikeli sonuçları olabileceğini göz önünde bulundurmak zorundayız. Bir felaket yaşandığında geçimini zorla sağlayan insanlar daha çok acı ve zorluk çekiyor. Felaketin nedeni para hırsı olsa da sonuçlarına Afrika’da olduğu gibi yine yoksullar katlanacaktır.”

Yusuf Yavuz







İlçeler  KATEGORİSİNDEN HABERLER

Şakir Aksöz'ün Acı Günü

Şakir Aksöz'ün Acı Günü Şakir Aksöz'ün Acı Günü

Kahvaltı Bahane Birlik ve Beraberlik Şahane

Kahvaltı Bahane Birlik ve Beraberlik Şahane Kahvaltı Bahane Birlik ve Beraberlik Şahane

ÇED Yönetmeliğine Göre Karar Verilecek

ÇED Yönetmeliğine Göre Karar Verilecek ÇED Yönetmeliğine Göre Karar Verilecek

Yusuf Yavuz: Ardıç ormanının kalbine hançer

Yusuf Yavuz: Ardıç ormanının kalbine hançer Devletin milyonlar harcayarak tohumlarından fidan ürettiği ardıç ormanının kalbinde ikinci mermer ocağı için ruhsat...

Eğirdir Gölü'nün Su Kodu Düştü

Eğirdir Gölü'nün Su Kodu Düştü Eğirdir Gölü'nün Su Kodu Düştü

Festival Gibi Sertifika Töreni

Festival Gibi Sertifika Töreni Festival Gibi Sertifika Töreni

'Çocuğum düşerek ölmedi, döverek öldürdüler'

'Çocuğum düşerek ölmedi, döverek öldürdüler' Yurtta merdivenden düşerek öldüğü iddia edilen 14 yaşındaki çocuğun kaldığı yurtta döverek öldürüldüğü görüntüler o...

Dehşet! Doktor anneyi 17 yaşındaki oğlu mu katletti?

Dehşet! Doktor anneyi 17 yaşındaki oğlu mu katletti? Antalya'nın Aksu ilçesinde, doktor Gülşen Bulut (58) ve oğlu Uğur Bulut (17), yazlık olarak kullandıkları evde ...

Önce Suya Girdiler Sonra Hastaneye Koştular

Önce Suya Girdiler Sonra Hastaneye Koştular Önce Suya Girdiler Sonra Hastaneye Koştular
M. Koray Başyiğit M. Koray Başyiğit
ŞEHİD – BAŞKAN – GÖLLERİMİZ – IYI PARTİ
Havva Dinçtürk Havva Dinçtürk
Korkularına Yenilmek Acizliktir
Thebaykus.com - Haber Sitesi Kur - Campus Tasarim - Havadanhaber.com