Sondakika32
AKTÜEL DÜNYA EKONOMİ İŞ İLANLARI SAĞLIK SİYASET SPOR YAŞAM YEREL KADIN ÖZEL
Havva Dinçtürk

Yüreğime Hoşgeldin Yar!!

16 Mayıs 2013, 01:52

Havva Dinçtürk


        Seni sevmekten, sana ait olmaktan, seni özlemekten hiç usanmadı bu yürek. Belki şimdi yoksun buralarda elini tutamasam da, sesini duyamasam da, hasretini unutturan sen varsın. Bazen sözlerin söylenemediği yerlerde gözler konuşurmuş, gözler anlatırmış sevgiliyi, sevgiliye olan o anlatılamaz hasreti. Yokluğun elemi içinde varlığıyla teselli bulduğum sevgili; sabah saatlerinden bu yana yeryüzünü endamıyla hoş eden sevgili, yokluğun o kadar anlatılamaz bir duygu ki kuşlar artık eskisi gibi selamlamıyor, rüzgâr tenimde dolaşmıyor. Ay eskisi gibi yarenlik etmiyor, arkasından doğan Güneş ateşiyle yakmıyor.


        Mavi gökyüzü, kuşların yurdu olsa da biliyor ki yeryüzünün tadı yok sevgilinin yokluğunu anlattığından. Derin bir nefes alıp, gözümden akan yaşı silmeye halim yoktur, tahammül etmekse daha da zor. Bu öyle bir hasrettir ki taşlara şekil vermekten daha zor, vuslat ise bir nefes verebilmek gibi cam`a. Göz yaşı dökmek gecelerden bir gece, rabbin gönlüyle, yar`i yad etmek titreyen dudaklarımla, göze uyku girmeyen gecelerde anıların güzelliğiyle avutabilmek yar için yanan yaralı yüreği. Benim birlikte olduğum, sevgilim, gökyüzünde parıldayan Ay’ım, can dostum, en yakınım, canımın sultanı, ömrümün sahibi tek gerçeğim.


        Hayatımın yaşamımın sebebi, cennetim, cennette ki Kevser şarabım, Nevruzum, baharım, sevincim, günlerimin anlamı, şu aciz gönlüme nakşedilmiş resim misali sevgilim. Çingenenin gülen yüzü, benim gülen gülüm... Meğer hiç yaşamamışım, hiç doğmamışım, sevinç kaynağım, nur’um, ışığım... Sevgi; muhabbet, sadakat, yaşatmak, sevebilmek, kendini bulabilmekmiş sevdiğinde. Kıblem, memleketim, ülkem, Mezapotamyam, gecelerimin, varlığımın anlamı, kaybetme korkusu yaşadığım tek gerçeğim. Tüm diyara bedel sevdiğim, güzel saçlım, karagözlüm, güzel huylum, yüreğe can olan güzel sözlüm, boynumun borcu, vebalim, bana eza edip kanıma giren sevgili, bana imdat et ey el değmemiş yüreğime arzuhal olan yar`im. Devamlı seni kapımda methederim, seni överim sanki kara çocuğu bu dünyaya övmek için gelmişim, görevlendirilmişim. Yüreğin gamlı, gözlerin yaşlı, hasretlik çekersin dediğini duyar gibiyim.

 
         Sakın şikâyet ettiğimi, isyanlarda olduğumu düşünmeyesin. Sen de bilirsin yar`dan gelen baş  ile göz üstünedir, kabulümdür. Lakin şunu da bilsin yar`im yokuş aşağı koşan bir çocuk gibidir yüreğim, coşkulu ve bir o kadar da dizlerinin üstüne düşüp canı acıyacak kadar sevdasına vurgundur, sevdiği adama. Bana bir şeyler oldu sarhoş gibiyim, bir hoş hale geldim bunu da biliyorum. Şimdi güçlü olduğumu daha iyi bilmekteyim. Çünkü sevdiğim vardı kendisini sevmeme izin veren yüreği sadece karşılık beklemeden onu anlayacak, sevilmek isteyen kocaman sevda yüklü bir yürek vardı. Sevmek, acılarla dolu olan yüreği hem de çok sevmek usul usul girebilmek yüreğe, kalbimin bağıra bağıra çatlayacağını bile bile, aşk`ın, sevmenin kaçmaktan çok kovalamak olduğunu, görmekten öte özlemek olduğunu, gitmekten çok beklemek, dokunmaktan çok düşünmek olduğunu öğrenmem çok kolay olmadı.


         Bu yüzden sevgim, aşkım, sadakatim Pantolonu Yırtık Kara Çocuk içindir. Aşk`ın ateşten bir parça olduğunu ilk kez öğrendim, öğretmenim ise sevdiğim adam, kara çocuk olmuştu. Önce ruhumu aydınlatıp, sonrasında ise bedenimi ısıtan o aşk ateşi. Ama ya sonrasında yakar benliğimi, kavurur. Boş yere canı yanmazmış sevenin yüreği, yanmasına izin verebilmekmiş ve özleyebilmekmiş. Küçücük çocukların kırılgan ifadesiyle bakan o kara gözlerinde ki bakışlarına tutulmuştum benim kadar derin bakan o kara gözlerine. Göz kapaklarımın ağırlaştığını hissedene kadar gözlerinin içinde zaman yolculuğuna akıyordum. Sanki zamana borcum yoktu, alacaklıydım. İlk defa bir sıcaklık hissettim sana ait olan yürekte, ellerim, avuçlarımın içi terlemişti zamansız gelen sevgiliye. İşte çingenenin böyle bir yolculuğu vardı adresini bilmediği kara çocuğa kapı aralığında ilk MERHABA deyişiyle. 

       Çingenen kocaman yüreğiyle sevdi, gözleri değildi, yüreğiydi seni gören. Damarlarıma karışıp gelip oturmuştun sana ait olan yüreğe. Başka bir yerde olman imkânsızdı zaten. Sen, kuzucuğunun en değerli yerinde, yüreğinde olmalıydın orada kalmalıydın hiçbir aşka ev sahipliği yapmayan sana ait olan yüreğe. İlk kez kabullenmişti bu yürek ansızın çok uzaklardan gelen bu sevgi yüklü yüreği. Her hangi bir misafir, konuk değildi bu gelen yürek. Bu yüzdendir ne ağırlama faslı vardı ne de uğurlama. Çünkü o yüreğin gerçek bir sahibi vardı, o da sen`din, Pantolonu Yırtık Kara Çocuktu. Şimdi sonbahar’dan ilkbahar`a giriyoruz sevgili. Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle çiçek misali renk renk açtım yüreğimde. Gökyüzündeki gökkuşağı zayıf kalmıştı senin renklerinin karşısında. Taze yeşil yaprak gibiydin, gönlümü filizlendiren. Kırmızı ateş gibiydin, uçsuz bucaksız mavi gökyüzü gibiydin. Seni severken Dünyayı da sevmiştim, yaşayan her canlıyı börtü, böcek her ne varsa.

       Bazen kendime bile dar gelirken içim de yer eden bir hayatın sahibi olmak ve içinde herkese yer olan bir yürekte yar olabilmek, onun hayatının bir parçası olabilmek ne güzelmiş meğer. Kızgın, üzgün, tahammülsüz, özlem dolu olduğum anlarda bile sevdiğim adamı düşünmek, var olduğunu nefes aldığını bilmek yetti bana. Deniz mavisiz, mavinin denizsiz olamayışı gibi bu aciz yürekte sensiz olamamıştı. İçimde ki sevinç yüzüme yansımıştı, gülüyordum çingeneni öylesine güldüren, yüzünde sevinç tomurcuklarını açtıran senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu sen de yaşadım.

       Sevdim seni her şeye rağmen aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu, güçlüydüm sanki koca dünyaya kafa tutabilirdim. O gün, sen havaalanında elimden tuttuğun o ilk gün patlamaya hazır bir volkan gibiydi yüreğim. Sen yol gibiydin, menzil sendin ve o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok etmeye çalışan ben. Sevdiğim adama ulaşmamı engelleyecek her ne varsa kül ederdim, eritirdim. Sana ulaştığım o anda ise ıssız, sakin bir göle dönüştüm ve o göle bir tek sen girebildin. Sevdim seni, hayran olmuştum bir kere kara çocuğa, her halin beni sana çekmişti.

       Yürüyüşünü, duruşunu, bakışını, gülmeni, şaşkınlığını, kızmanı, saflığını, olgunluğunu ve yüreğinde ki masum çocukluğunu sevdim. Sevdim; sesini sevdim, suskun oluşunu sevdim, kuzucuğunu incitir diye söyleyemediklerini sevdim, sitemlerini, korkularını, umutlarını sevdim. Seni, sığdıramadığım cümlelere rağmen, kelimelerle anlatabilecek derin cümlelerle yokluğunu anlatan yüreğimle sevdim. Yokluğun var ya sevgili; dermanı dermansız yapan, yokluğun açlık, yokluğun soğuk, yokluğun özlem dolu yokluğun adeta yalınayak yetim çocukların gözyaşından farksız, öksüze atılan şamar, yetimden esirgenen bir tutam sevgi misali...

Dilek Öz yağcı aracılığıyla... 

Saygılarımla güzel günlerde tekrar buluşmak dileklerimle

Bu haber 6726 defa okunmuştur.

Facebook  Twitter  Google  StubmleUpon 

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Dr. Ozan Örmeci Dr. Ozan Örmeci
Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
M.Doğan Silleli M.Doğan Silleli
Ramazan Bayramınızı Kutlarken
Enis Ezgin Enis Ezgin
BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN
Banu Barlas Banu Barlas
Başbakan Edasıyla Gezen Siyasiler Var!
Havva Dinçtürk Havva Dinçtürk
Suçumuz Yok Diyemiyorum!
Mehmet Pektaş Mehmet Pektaş
"ŞİİRİN İPEK SESİ"Nİ DİNLERKEN
Zeki Çelik Zeki Çelik
Ş.KARAAĞAÇ BEY KÖYDE KOMUTAN BABA TÜRBESİ, TEKKE DEDE var...
Erol akşen Erol akşen
ISPARTA'NIN TARİHİ MEZARLIKLARI
Em. Savcı Yılmaz Can Em. Savcı Yılmaz Can
İKTİDAR OLMAK – 3
Emine Sarıtoprak Emine Sarıtoprak
BEDENİNİ GEZDİRİP RUHUNU OYALARKEN İNSAN..
Nejat Özdoğan Nejat Özdoğan
Vedat Şenol neden istifa etmeli!
metin ören metin ören
Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir.
Mydesign Haber Temaları - http://habersitesikur.tk

Sondakika32.com - Son Dakika 32 Haberleri
Tüm hakları saklıdır. Haber Sitesi Kur:Campus Haber Sitesi - Altyapı: MyDesign