giftcardmall/mygift bets10.buzz dini chat cilt serumu bizim mekan taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler

Caner Ataseven Araştırdı: Ulu Camii Neden İki Kez Restore Edildi?

Caner Ataseven Araştırdı: Ulu Camii Neden İki Kez Restore Edildi?

Güncel Yayın: 25 Temmuz 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 25.07.2026 21:21:00
Editör - Dore Yıldız
Okuma Süresi: 5 dk.
Google News

Isparta Mimarlar Odası Başkanı Caner Ataseven, Kutlubey Ulu Camii’nin kısa sayılabilecek bir süre içerisinde iki kez ibadete kapatılarak restorasyona alınmasının nedenlerini araştırdı.

Isparta Mimarlar Odası Başkanı Caner Ataseven, Kutlubey Ulu Camii’nin kısa sayılabilecek bir süre içerisinde iki kez ibadete kapatılarak restorasyona alınmasının nedenlerini araştırdı. 

Ataseven’in yaptığı araştırmada, 2014-2015 yıllarında gerçekleştirilen onarım çalışmalarıyla 2023-2026 dönemindeki kapsamlı restorasyon arasında önemli teknik ve yapısal farklılıkların bulunduğu ortaya konuldu.

Caminin Tarihi 1429 Yılına Uzanıyor
Kutlubey Ulu Camii’nin bulunduğu alanda ilk olarak 1429 yılında bir caminin yer aldığı biliniyor. Zaman içerisinde eskiyen ve çürüyen yapı, Sultan II. Abdülhamid’in emriyle 1899 yılında tamamen yıktırılarak yeniden inşa edilmeye başlandı.

Yapımı 1904 yılında tamamlanan cami, 1914 yılında meydana gelen büyük depremde yıkıldı. Günümüzde kullanılan Kutlubey Ulu Camii ise 1922 yılında inşa edildi.

İlk Restorasyon 2014 Yılında Başladı
Caminin ilk restorasyon çalışması 9 Ağustos 2014 tarihinde başlatıldı. Yaklaşık bir yıl süren çalışmalar Ekim 2015’te tamamlandı ve cami yeniden ibadete açıldı.

Bu dönemde yapılan çalışmaların daha çok genel bakım, çatı sızıntılarının giderilmesi, cephe yenilemeleri, yüzey bakımları ve kısmi yapısal onarımlar üzerinde yoğunlaştığı belirtildi.

Ataseven’in değerlendirmesine göre bu çalışma, yapının o dönemde gözle görülen sorunlarını gidermeye yönelik sınırlı kapsamlı bir müdahaleydi.

İkinci Restorasyon Neden Gerekli Oldu?
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ikinci restorasyon çalışması ise Nisan 2023’te başlatıldı. Yaklaşık üç yıl süren çalışmaların ardından cami, Mart 2026’da Ramazan Bayramı dolayısıyla yeniden ibadete açıldı.

İkinci restorasyonda yapının yalnızca görünür bölümleri değil, statik güvenliği ve deprem dayanıklılığı da kapsamlı biçimde ele alındı.

Çalışmalar kapsamında köfke taşı beden duvarları, taşıyıcı sistem, cephe unsurları, çatı ve kubbeler ile özgün mimari detaylar elden geçirildi. Üst örtü sistemi, yalıtım, kiremit ve Horasan harcı gibi yapıyla uyumlu malzemeler kullanılarak yenilendi.

Caminin iç bölümündeki ahşap unsurlar, kalem işleri ve süslemeler de özgün yapıya bağlı kalınarak temizlendi ve restore edildi.

İlk Çalışma Neden Yeterli Olmadı?
Caner Ataseven’in araştırmasına göre 2014-2015 yıllarında yapılan çalışma, daha çok dönemsel ihtiyaçlara ve yüzeyde görülen bozulmalara yönelikti.

2023 yılında başlatılan ikinci çalışmanın temel gerekçesi ise caminin statik güvenliği, deprem direnci, zemin koşulları, köfke taşı duvarların taşıma kapasitesi ve üst örtü sistemindeki daha derin sorunların ele alınmasıydı.

İlk onarımın, yapının taşıyıcı sistemindeki bütün riskleri kalıcı olarak çözemediği, zaman içerisinde artan yapısal yorgunluk ve deprem riskinin daha kapsamlı bir müdahaleyi zorunlu hâle getirdiği ifade edildi.

İlk Yapılan Harcama Boşa mı Gitti?
Caminin kısa aralıklarla iki kez restorasyona alınması, kamuoyunda “İlk yapılan çalışma boşa mı gitti?” ve “Kamu kaynağı israf mı edildi?” sorularını gündeme getirdi.

Ataseven’in değerlendirmesinde, ilk çalışmanın tamamen boşa gittiğinin söylenemeyeceği belirtildi. Yapılan bakım ve onarımların, caminin bir süre daha kullanılmasına ve ayakta kalmasına katkı sağladığı ifade edildi.

Ancak ilk müdahalenin kapsamlı bir statik analiz ve uzun vadeli mühendislik çalışması içermemesi nedeniyle birkaç yıl sonra çok daha büyük, uzun ve maliyetli bir restorasyonun kaçınılmaz hâle geldiği kaydedildi.

Gizli Kusurlar Zamanla Ortaya Çıktı
Tarihî yığma yapılarda zemin oturmaları, taşıyıcı sistem içindeki çatlaklar ve malzeme yorgunluğu gibi sorunların zamanla daha belirgin hâle gelebildiğine dikkat çekildi.

2014 yılındaki kısmi müdahalelerin, yapının derin bölümlerindeki riskleri tamamen ortadan kaldıramamış olabileceği belirtildi. Aradan geçen süreçte gelişen mühendislik incelemeleri ve artan deprem farkındalığıyla birlikte yapının daha kapsamlı biçimde ele alınması gerektiği anlaşıldı.

Caner Ataseven’in araştırması, iki restorasyon arasındaki farkın yalnızca geçen süreyle değil, yapılan müdahalelerin kapsamı ve niteliğiyle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
script async type="application/javascript" src="https://news.google.com/swg/js/v1/swg-basic.js">