Haber Detayı
05 Nisan 2021 - Pazartesi 17:31
 
Ömür Çelikdönmez: Ruslara Montrö sopası, darbe yoklaması ve milletin bekası!
Ömür Çelikdönmez: Ruslara Montrö sopası, darbe yoklaması ve milletin bekası!
YAZARLAR Haberi
Ömür Çelikdönmez: Ruslara Montrö sopası, darbe yoklaması ve milletin bekası!

Şark toplumları için geçmiş geleceğin aynasıdır. Dönüp dolaşıp, aynı noktaya gelirler. Bu nedenle her türlü gelişme hak getire.  Bir diğer özellikleri de kendilerini çok önemserler, olmayan güç vehmederler. Pohpohlanmayı severler. Tarihleri ile övünürler.  Mütekait/emekli bahriyelilerin basın açıklamasına geçmeden önce biraz zaman tünelinde yolculuğa çıkalım.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ÇYDD) aralarında bulunduğu çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından düzenlenen “Cumhuriyet Mitingleri”ni hatırlayın.  Muhafazakâr camianın tepkisini çeken ve mevcut iktidarın etrafında kenetlenmeyi sağlayan her türlü söylemi özenle seçen üst akıl, 2007 Türkiye Cumhurbaşkanlığı Seçimi öncesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan veya başka bir Millî Görüş kökenli siyasetçinin olası cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı, yüzbinlerce sivile sahne aldırdı.  Atatürk'e nispet edilen aslı astarı olmayan "Söz konusu vatansa gerisi teferruattır" pankartları ile bezenen mitingler, Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde, 2007 yılının Nisan ve Mayıs aylarında yapıldı. 

"Cumhuriyetine sahip çık" mesajları ile toplanan kalabalıklar, iktidarın değirmen çarkına su taşıdıklarını, sanırım halen anlamış değiller. Sonra hokkabazın biri çıktı, "Biz kaç kişiyiz?" adı altında 12 Eylül 2007 tarihinde, siyasi bir sivil toplum platformu oluşturdu. Amacının “yolunu bulmak” olduğu anlaşıldığında, milletin başına FETÖ belasını düçar etmişti.  Hayat öpücüğü E Muhtıra… Demokrasilerde çare tükenmez. “Şalvarı şaltak Osmanlı / Eğeri kaltak Osmanlı / Ekmede yok, biçmede yok / Yemede ortak Osmanlı” harekete geçti. Türk halkının başına çorap örmek için sahte muhtıra denemesinde bulundular.  Müteveffa Yaşar Büyükanıt'ın bizzat kaleme aldığı Genelkurmay Başkanlığının, cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısı ile 27 Nisan 2007 tarihinde gece saat 23.20'de yaptığı, laiklikle ilgili açıklama,   muhafazakâr camiada istenilen etkiyi yarattı. Maksat hasıl olmuştu.  Türk kamuoyuna Genelkurmay Başkanlığı’ndan servis edilen basın açıklamasının "muhtıra" olduğunu düşündürüldü.  Ordu, postmodern yöntemlere olan aşinalığını “Bildiri” ile sürdürdü. İnternet aracılığıyla verildiği için "e-muhtıra" olarak da adlandırılan bildiri, iktidar için adeta can suyu yerine geçmişti.  Mütekait, idrarını tutamayan bahriyeli sendromu!.. "Gemilerde talim var /Bahriyeli yârim var/ O da gitti sefere/ Ne talihsiz başım var/ Hani benim Recep'im/ Recep'im/ Sarı lira vereceğim /Almazsan karakola gideceğim"  Kim derdi ki, 100 yıl önce yazılmış bir türkü sözü gerçek olacak?  Ah şu Sarı liralar! Onların yüzü suyu hürmetine neler yapılmıyor ki?  “104 emekli amiral” imzasıyla, TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne ilişkin sözleri sonrası başlayan tartışmalara ve Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı'nın "takke ve cübbe" giydiği bir fotoğrafının basına yansımasına ilişkin olarak ortak bir bildiri yayımlandı.  Bildiride "Montrö; sadece Türk Boğazlarından geçişi düzenleyen bir sözleşme değil, Türkiye'ye İstanbul, Çanakkale, Marmara Denizi ve Boğazlardaki tam egemenlik haklarını geri kazandıran, Lozan Barış Antlaşmasını tamamlayan büyük bir diplomasi zaferidir" denilirken, Tuğamiral Sarı'nın görüntülerine ilişkin olarak da "Kabul edilemez nitelikteki bazı görüntüler, haber ve tartışmalar ömrünü bu mesleğe adamış bizler için çok derin bir üzüntü kaynağı olmuştur" ifadesi kullanıldı.

Emekli Amiraller FETÖ'nün kumpaslarını hatırlatarak, "Bu kumpaslardan çıkarılacak en önemli ders; TSK’nin, anayasanın değişmez, değiştirilmesi teklif edilemez temel değerlerini titizlikle sürdürmesi zaruretidir"   açıklamasında bulundular.  Ardından 1976-1984 yılları arasında Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu’nda eğitim almış "Deniz Aslanları" da bir bildiriyle tartışmaya katıldı. İktidar, mal bulmuş mağribi misali bildiriye sarıldı!.. Yaşanan süreç, tam bir tuluat yani ortaoyunu. Bir taraftan emekli olduktan sonra vatan müdafii kesilen bahriyeliler, diğer taraftan demokrasi havarisi kesilen iktidar. “Dümbüllü” kimse oyunu iyi götürüyor.  İktidarın memurları, hafta sonu Antalya - Muğla arasında bildiri savaşlarına hazırlanan bir numaranın talimatları doğrultusunda çoktan mevzi almışlardı. Bildiri, ajanslara düşer düşmez, "Artık eski Türkiye yok" diyerek seri atışlara başladılar. Muhalefete düşen görev ise aynalı sazan  rolü olduğu kesin. Ancak yancı muhalefet hariç, pusuya düşen olmadı… “Kuzen İnce” ve “Serok Ahmet” haricinde muhalefet, oltaya takılmadı. Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı "HDP'yi kapatmayan Anayasa Mahkemesi kapatılsın"  açıklamasından sonra darbe bildirisi  muamelesi çekilen basın  bildirisine daha sert tepki gösterdi ve “bu amiral tayfasının rütbelerinin derhal sökülmesi, emeklilik haklarının kaldırılması ve emekli maaşları kesilmesi” çağrısında bulundu.  MHP lideri Bahçeli’nin bu öfkeli çıkışının perde arkasında iki önemli etken var. Birincisi iktidar çevrelerinin, MHP kalesine attıkları “Andımız”  golü. İkincisi “AKP - HDP mutabakatı”. O nedenle Bahçeli, blöfü gördü ve rest çekti.  AKP - HDP mutabakatının emaresi Gergerlioğlu'nun gözden çıkarılması!.. Ankara'da evinden apar-topar çıkartılan Halkların Demokratik Partisi (HDP), milletvekilliği düşürüldükten sonra önce TBMM’de sonra evinde gözaltına alınan Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun yanında HDP genel merkezinden hangi yetkili yer aldı? Hiç biri.  Hangi milletvekili yalnız bırakmadı?  Hiçbiri. Sebeb? Çünkü Gergerlioğlu, HDP genel merkezine çöreklenmiş feodallerin aksine, sadece politize Silahlı Kürt hareketinin sözcülüğünü yapmıyor, kendilerine “KHK mağduru” diyen büyük bir kitlenin de  taleplerini TBMM kürsüsünden gündeme getiriyordu.  Dediğim gibi; HDP genel merkezi, sadece göstermelik bir açıklama ile yetindi. Adamı o kadar hırpaladılar ki, soluğu Ankara Şehir Hastanesinde aldılar.  Adam ecelle boğuşurken bir kaç milletvekili, dosta düşmana ayıp olmasın kabilinden göstermelik beyanat verdi.  Pazarlık konusu belli!.. HDP kapatılmayacak, karşılığında 2021 sonbaharında yapılması planlanan  parlementer sisteme dönüş ve yeni anayasa değişikliği referandumunda iktidarın desteklenmesi. Bu iş için İmralı sakini Abdullah Öcalan'ın avukatları aracılığı ile kamuoyuna mektup falan göndermesi gerekmiyor.  Gerek sözde dini cemaatlerin ve  gerekse ayrılıkçı Kürt silahlı hareketinin  müşterek oldukları nokta, Mustafa Kemal Paşa'yı bağrından çıkaran Türk ordusu düşmanlığı.  Görüldüğü gibi bu çevrelerde TSK karşıtlığı ortak payda. O nedenle HDP tabanının, TSK’ya yönelik her türlü dizginleme operasyonuna soğuk bakmayacağı varsayımından hareket ediliyor. “Bahriyeli  dümeni”ne Akşener’in çomak sokması!.. Bazı siyasi gözlemcilerin iktidarın bahriyeli dümeni ile İYİ Parti’yi tuzağa çekmek istediğini söylemesi ilginç değil mi? Eğer Akşener oltaya takılsa idi ondan beklenen “vatan millet Sakarya edebiyatı” yapıp  bahriyeli tayfaya sahip çıkmasıydı. Böylelikle iktidar tarafından demokrasi düşmanı ve darbeci ilan edilecekti. Ama evdeki pazarlık çarşıya uymadı. Eee boşuna dememişler "bu düzen iyi düzen gelmesin bir bozan"  Parti olarak siyaset kurumunun karşısına geçmeye çalışan herkese karşı olduklarını söyleyen İYİ Parti lideri Meral Akşener, emekli amirallerin bildirisi için "zevzeklik" ifadesini kullandı. Akşener'in bu beklenilmedik çıkışı, bu saatten sonra iktidarın darbe söylentisini siyasi ranta çevirme operasyonunu boşa çıkarmıştır.  Unutulmasın, Akşener'in açıklaması “Bahriyeli Bildirisi”nin iç politika malzemesi yapılmasına karşıdır.  Meral Akşener, açıklama yapmadan renk vermeyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, amirallerin yayınladığı bildiri ile ilgili açıklamasında, "Bu sahte gündemler tutmaz. Halkın tek gerçek gündemi sofradır..." dedi. “İktidar, öncelikle pudracı danışmanlara el atsın” diyenler haksız mı?  TSK’da yeni tasfiye furyası için bahane…

104 emekli amiralin Montrö tartışmaları ve ‘takkeli’ Tuğamiral Mehmet Sarı ile ilgili bildirisine, 'devletin ülkesine, egemenliğine, birliğine ve Anayasa düzenine karşı suçları' düzenleyen TCK'nin 316. maddesinden açılan soruşturmanın detaylarına gelince, Emekli amiraller ifadeye çağrılacak.  Salih Zeki Tombak'ın "Bu soruşturmada önemli bir ibare var ”emekli amiraller kimlerle irtibatlı ve iltisaklı”... Buradan şunu çıkarabiliriz, ordu içerisinde yeni bir cadı avı başlatılacak ve tasfiye süreci açılacak” tesbiti bence çok önemli.   Tombak, bu Montrö tartışmalarına dışpolitik perspektiften bakmayı da ihmal etmiyor ve diyor ki; "Montrö Sözleşmesi üzerine üst üste çok yetkili insanlar açıklamalar yaptığı için amiraller bu açıklamayı yapmaya ihtiyaç duydular.  Hükümetin buna ihtiyacı var. Ekonomi çökmüş, salgını yönetemiyorlar, telefon bekliyorlar. Amerika’dan telefon gelmiyor. Geri adım attılar, petrol ve doğalgaz gemilerini limanlara çektiler. Kısaca tutunacak dala ihtiyaçları var böyle bir şamata konusu buldular, şamata yapıyorlar…  Bildiri, esas olarak Montrö Sözleşmesinin ne kadar önemli olduğunu söylüyor, çünkü Meclis Başkanı ve o düzeyde birçok yetkili Montrö’den de çıkabilir demişti. Montrö, Lozan Antlaşması ile Türkiye'nin kurucu antlaşmasının tamamlayıcılarından biridir. Karadeniz’de kıyısı olan ülkelerin dışındaki ülkeler boğazlardan geçerek Karadeniz'e savaş gemisi getirilmesini tonaj olarak sınırlandırıyor.  Orada kalma süresini sınırlandırıyor. Bu Rusya’nın çok ihtiyaç duyduğu bir şey, Japonya, Napolyon ve Hitler’den saldırı aldı. Bunların tamamı karadan gelen saldırılar. Denizden açık taraf da Karadeniz’dir. O yüzden Rusya Karadeniz'de yabancı gemilerin dolaşmasını istemez." Salih Zeki Tombak yazmamış ama onun bu yazdıklarından ben ne anladım biliyor musunuz? Ankara’nın Moskova'ya Suriye ve Ukrayna mesajı… Evet bu bahriyelilerin bildirisi her ne kadar iç politik sonuçlar  getirmesi için kurgulanmış olsa da asıl amaç, bu Montrö restleşmesi üzerinden Moskova yönetiminin özellikle  Suriye'de İdlip konusunda geri adım atmasını sağlamaya yöneliktir.  Çünkü Suriye’de konuşlu Rus askeri güçleri son zamanlarda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kontrolünde bulunan bölgelere ayı gibi saldırıyor. Türkiye'nin bu saldırıları silah kullanmadan çözmesi gerekiyor. “Soft Power” yöntemi devrede. Yani yumuşak güç kullanımı. Buna “Karıncayı incitmeden ikna etmek” deniliyor.  Ankara anlaşılan Ruslara iç politik tartışma üzerinden oldukça derin ve o kadar da etkili mesaj verdi. Ayrıca Ukrayna kartını da masaya sürdüler.  “Poker suratlı Putin”in, Ankara’nın bu mesajına “blöf” mü “rest” mi ne diyeceği merak konusu? 

Ömür Çelikdönmez
 

Kaynak: (HM) - Haber Merkezi Editör: Aylin Akarsu
Etiketler: Ömür, Çelikdönmez:, Ruslara, Montrö, sopası,, darbe, yoklaması, ve, milletin, bekası!,
Yorumlar
Haber Yazılımı google-site-verification=JUqFh8kOJDvxPdB_nOk1fPYSRkE_00XXqUJxmXeE6FY gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-169272188-1');