Haber Detayı
27 Mart 2021 - Cumartesi 18:33
 
Ömür Çelikdönmez yazdı
Ömür Çelikdönmez: Türk ve Yahudi katliamının yıl dönümünde İngiliz Kraliyetinin Yunanistan projesi 200 yaşında!
YAZARLAR Haberi
Ömür Çelikdönmez yazdı

İngiliz kraliyet donanması, 1815’i takip eden yıllarda “Pax Britannica” olarak bilinen genel barış döneminde iki öncü güce sahipti, misyonerler ve tüccarlar. İngiliz kraliyet donanması, günümüzdeki uçak gemileri gibi öncelikle ticari ve konsolosluk faaliyetlerini yürütüyordu.  İngiliz sömürge bakanlığının Şark politikası iki ana akım üzerine temellendirilmişti. Uzun vadede Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiyesi ve Rus Çarlığı’nın sıcak denizlere inmesini önlemek, Asya’da ise Çin ve Hindistan’a doğru ilerlemesini durdurmak.  Asya'da Rusları durdurmak hiç de kolay olmadığından, Rus ilerleyişinin önünü kesmek için Türkleri kullanmaları gerekiyordu ve bunun yolu da İstanbul’daki Halife Sultan'ın sarayından geçiyordu.  18. Yüzyılda, İngiliz Sömürge Bakanlığının Orta Asya, Kafkasya ve Balkanlarda Rus Çarlığı'na karşı, yerel halklardan özellikle Türk Müslümanları kullanabileceği tespitinden sonra bu kulvarda geliştirilen strateji, uygulanabilir politikaya dönüştürüldü.  Osmanlı'nın son iki yüzyılında İngiliz istihbaratçıların, Rusların Asya’daki ilerleyişini önlemek için “PanTürkizm- Türklerin Birliği” fikrini işledikleri görülür.   Oysa asıl planları, ön Asya ve orta ve Uzakdoğu Asya’da iki büyük imparatorluğu ortadan kaldırarak Hindistan Şirketine bağlamaktı.  1820’lerde Pan-Cermenizm’den etkilenen Panslavizmin çıkışı Kırım Savaşı’nın ardından daha belirgin hale gelen Avrupa karşıtlığına bir tepkiydi.  Bu nedenle Panslavizm, 1870’lerde Avrupa kamuoyunda “Rusya’nın öncülüğünde bütün Slavların birleşmesi” olarak algılandı.  Ancak İngiliz siyaseti, Panslavizmi kendi emperyalist çıkarları doğrultusunda kullanmayı başardı ve Pan-Slavizm’i, Avusturya - Macaristan İmparatorluğu'na karşı kullandığı gibi Osmanlı İmparatorluğu'nun baş belası yapmayı da becerdi.  Slav milliyetçiliği, Balkanları parçalamak için, Ruslar'ın ve İngilizler'in maliyeti düşük bir operasyon aracı oldu. Balkan uluslarının birbirlerine düşmesiyle Balkanlar’da en uzun süreli siyasal birlikteliği kuran Osmanlı İmparatorluğu da bölgeden tasfiye edildi. Panhelenizm ve Megali İdea… Megali İdea'nın hedefi, batıda Bizans'ın zamanında İyonya Denizi'nde hakimiyet altına aldığı toprakları, doğuda Küçük Asya ve Karadeniz'i, kuzeyde Trakya, Makedonya ve Epir'i, güneyde Girit ve Kıbrıs'ı hakimiyet altına alıp; başkenti Konstantinopolis yaparak Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nu diriltmekti. Jeolojik paradosktan beslenen İngiliz pragmatizmi… 1821 yılındaki ayaklanma ile başlayan Yunan bağımsızlık süreci, Mora Türkleri ve Yahudilerin modern Avrupa’nın gözleri önünde sistematik bir şekilde katledilmesiyle gelişti. Birleşik Krallık, bir taraftan Çarlık Rusyasının yayılış rotası üzerinde  Çin Seddi gibi gördüğü Osmanlı İmparatorluğu’nu stratejik müttefik kapsamında değerlendiriyor, öbür taraftan  Ortodoksluk ortak paydası bulunan Rus ve Yunan toplumunun Türklük karşıtı politikasından besleniyordu. Merkantilizm sonrası küresel güce dönüşme arayışlarında Jeolojik paradosktan beslenen İngiliz pragmatizmi, İngiliz Yunanseverlerin Yunanistan'a yaptıkları yardımları desteklemiş ve yapılan yardımlara neden göz yummuştu?  İngiltere, kurulacak bir Yunanistan’ın geleceğini belirleyen güç olmayı planlamıştı. Çünkü Yunanistan, İngiltere'nin doğu Akdeniz hâkimiyetinde ve Hindistan yolu üzerinde  jeostratejik öneme sahipti.  İlk Helenistik cemiyetlerin Yunan Milliyetçilik akımını köpürtmesi… Helenlerin önderliğinde Bizans İmparatorluğunu yeniden diriltmek ülküsü  'Megali İdea”' doğrultusunda, 1810’da Bükreş’te Filoloğiki Eterya / Dil-Edebiyat Cemiyeti, Eterya ton Filomuson /Sanat Tanrıçası Dostları Cemiyeti, 1813’te Paris’te Hotel Grec ve 1814 yılının sonlarında Emmanouil Ksantos, Nikolaos Skoufas ve Athanasios Tsakalof adlı üç  Yunan tarafından, o zamanki Rusya'da şimdi Ukrayna'nın sınırları içinde kalan Odessa (Hocabey) kentinde Filiki Eterya cemiyetleri kuruldu.  1812'de Atina'da kurulan ve İngiliz üyeleri de olan Eterya Ton Filomuson - Sanat Tanrıçası Dostları Cemiyeti, başta İngilizler olmak üzere Atina ve çevresinde bulunan yabancılardan oluşturulmuş ve  sözde Yunanlılar'ın eğitimini  gaye edinmişti.   Osmanlı Devleti'nden bağımsızlık kazanmak amacını benimseyen, 'Dostluk Cemiyeti' anlamına Batı Avrupa'daki gizli mason cemiyetlerinin kuruluş ve işleyiş yöntemini benimseyen Filiki Eterya / Φιλική Εταιρεία, cemiyeti  Etnik-i Eterya olarak da tanınır.  Rumlar'ın fikrî ve siyasî birliklerinin sağlanması amacıyla kurulan bu cemiyetler oluşturdu. Bu cemiyetler birçok yerde Rum okulları açtılar.  Cemiyetler, Rumlar arasında milli tarih ve kültür bilinci yaratmış bu da 1814'te kurulan Filik-i Eterya'nın işini kolaylaştırmış, Yunan bağımsızlık savaşının organizasyonunda oldukça etkin rol oynamıştı.

Filik-i Eterya Cemiyeti'nin Mora İsyanı'ndaki etkisini ve amaçlarını anlayan II. Mahmud, Rumlar'a karşı sert tedbirler aldı. Fenerli Rum beylerin bütün güven ve itibarı sarsıldı. Devletin sınırları içerisinde yaşayan bütün Rumlar'a karşı sert tedbirler düşünüldü ise de, İngiliz elçisinin teşebbüsleri ile padişah yumuşatıldı Yunan destekçisi Prusya, İngilizler, Fransızlar ve Ruslar… Avrupa kamuoyu, Yunan bağımsızlığına olumlu bakıyor ve isyanı destekliyordu. Her rütbeden subaylar ve halk, isyana katılım için gönüllü yazılıyordu. Adeta yeni bir Haçlı seferberliği ilan edilmişti.  İngiltere başta olmak üzere Avrupa’nın pek çok yerinde kurulan komiteler eliyle para toplanıyor, isyana fiilen katılan gönüllü gruplar Mora’ya akın ediyordu.  İngiltere’den başka Fransa’dan Bavyera’dan, İsviçre’den, İtalya’dan ve Amerika’dan yüzlerce Yunan sempatizanı ve Avrupa’da yaşayan Rum gönüllüler, işsiz, güçsüz takımı, bağımsızlık için çarpışmaya gelmişlerdi.  Viyana kuşatmalarının sendromunu bilinçaltından  atamayan Almanlar, Rumlarla birlikte “din?” ve özgürlük için savaşmak üzere özel bir gönüllü birlik dahi kurdular oluşturdu.  Türk ve Yahudi kıyımı Mora İsyanı… Bağımsızlık süreci, Mora Yarımadasının  güneyindeki Mani burnunda yaşayan Yunanların 17 Mart 1821'de Osmanlılara karşı ayaklanarak 23 Eylül'de Tripoliçe'yi ele geçirmeleriyle başladı.



1821 ayaklanmasının önüne geçemediği gerekçesiyle "Rum milletinin başı" konumundaki İstanbul Rum Patrik'i, aynı yılın Nisan ayında Sultan 2. Mahmut tarafından Patrikhane'nin giriş kapısına asıldı. Şehrin düşmesiyle Türk ve Yahudi  halkın öldürüldüğü Tripoliçe Katliamı  yaşandı. Ayaklanmada Osmanlı Devleti'nden bağımsızlık isteyen Yunan aydınlarının kurduğu Filiki Eterya derneği de rol oynadı.  Uzun bir süre kanlı mücadelelerle devam eden ayaklanma, 1829 yılında  İngiltere, Fransa ve Rusya'nın Yunanlar lehine müdahele ederek  Navarin Deniz Muharebesi'nde Osmanlı Devleti'ni büyük bir yenilgiye uğratmaları sonucu Yunanların lehine dönüştü.


Osmanlı yönetimi  1828-1829 Osmanlı Rus Savaşı'nı kaybederek 1829 yılında Rusya'yla imzaladıkları Edirne Antlaşması'yla Avrupa Kraliyet ailelerinin desteklediği Yunanlıların  bağımsızlığını  kabul etmek zorunda kaldı.  Daha sonra temmuz 1832'de Yunanların adına müdahele etmiş olan Avrupa'nın 3 büyük gücü, İstanbul'da imzalanan Antlaşma  ile bağımsız Yunanistan'ın sınırlarını ve statüsünü garanti altına aldılar.  Böylece Yunanlar, Osmanlı idaresi altında bağımsızlık kazanan ilk millet olmuştur. Mayıs 1832'de Londra'da varılan antlaşma uyarınca İngiltere, Fransa ve Rusya'nın koruması altında, kuzey sınırı Arta-Volos hattını izleyen ve Girit ile Samos dışında bazı Ege Adalarını da içine alan bağımsız bir krallık oluşturulması benimsendi.  Böylece Yunanistan'ın ilk sınırlarını oluşturan Mora Yarımadası ve yöresinde 1460'ta başlayan ve 400 yıl süren Osmanlı hegemonyası sona ermiş oldu. Mora İsyanı ve Ortodoks Haçlılar… Mora isyanı, “milliyetçi” karakteristiği yanı sıra “ortodoks haçlı seferi” özelliği gösteriyordu.  Ancak Anglikan İngilizler, Protestan Amerikalılar ve Katolik Fransızların parmak attığı bu ayaklanma için ne kadar "Ortodoksluk kalkışması" denilebilir?  Sadece Çarlık Rusyasının Ortodoks karekterinden söz edilebilir.  Ruslar, kendilerini Osmanlı İmparatorluğu sınırları dahilindeki ortodoksların koruyucusu ilan ettikleri için Mora isyanında bir adım daha önde gibi görülebilir.  Rum /Yunan ayaklanmasının İngiliz öncüsü Lord Byron… 1822'de Mora Yarımadası'nda ilk Anayasa açıklandı. Ünlü İngiliz şair ve Lordlar Kamarası üyesi Lord Byron, Kraliyet politikası gereği bütün servetini silah temini için ayaklanmaya hibe etti. Byron, Yunan donanma filosunu yeniden kurmak için 4,000 poundluk parasını harcadı ve bir Yunan elit savaşçı birimine komuta etti.  İstanbul’daki İngiliz elçisine sorulduğunda Lord Byron'un bu desteği sorulduğunda,  Londra'nın resmi tutumu olmadığını, bireysel bir duruş olduğunu söyledi. Halen'de öyle bilinir. Ama öyle olmadığı ortada. 1823 yılında Yunanların Osmanlılara karşı isyanlarına bizzat katılmak gayesiyle Yunanistan'a giden Lord Byron, ateşli bir hastalığa yakalandığı için savaşa katılmadan  isyanın merkezlerinden Messolongi'de öldü. Lord Byron'un naaşı İngitere'ye gönderildi. Cenaze merasiminin Westminster Abbey'de yapılması engellendi ve Nottinghamshire'daki aile kabristanına gömüldü.

1810 yılının Haziran ayında İstanbul’a uğradı. Türk topraklarına gelişinde ilk önce İzmir’e ulaşmış, Efes’i ziyaret etmiş, Çanakkale Boğazı'nı bir taraftan diğerine yüzmüştü.  Bu seyahati sırasında İngiliz elçisi Sir Robert Adair’in kafilesine katılarak Sultan II. Mahmud’un huzuruna çıkmıştı. Byron 1817 - 1821 yılları arasında Venedik, Ravenna, Pisa ve Genova kentlerinde yaşayarak Malta, Arnavutluk, Yunanistan ve Türkiye gibi ülkeleri ziyaret etti.  Yunanistan'a ilk seyahatinde Atina'da kaldığı süre içinde eski Britanya konsolos yardımcısının dul karısı Teodora Makri'nin evinde konaklamıştı. Bu arada kadının ergenlik çağında olan her üç kızıyla da gönül eğlendirdi.  Üç kardeşin en küçüğü olan Tereza'ya ithaf edilmiş "Maid of Athens" (Atina'lı kız) başlıklı şiirinde, Tereza'yı, Atina'nın görülmeye değer bir "anıt"ı gibi göklere çıkararak, ölümlü bir insanken Byron onu ilahileştirir. Byron, Yunanistan için hala önemli bir figürdür ve Lord Byron’ın Atina’daki heykeli hala şehrin en popüler tarihi eserlerindendir.  200. Yıl Kutlaması ve Türklere gözdağı!.. Yunanistan, 25 Mart 2021 Perşembe günü Yunan halkının Osmanlı idaresine karşı ayaklanmasının 200’üncü yıldönümünü kutladı.


Resmi kutlama törenine pek çok ülkeden resmi konuklar katılırken, "25 Mart Bağımsızlık Günü" kapsamında askeri geçit de düzenlendi. Yunanistan'a, ABD ve Rusya'dan savaş gemileriyle açık destek geldi. "25 Mart Bağımsızlık Günü" kutlamalarına, Yunanlıların 1821’de Osmanlı yönetimine karşı başlattıkları ayaklanmaya destek veren Rusya, İngiltere ve Fransa’dan üst düzey katılımlar dikkat çekti. Yunanistan’ın Trakya’da Türkiye sınırına yakın Dedeağaç (Evros) Limanı ve bölgesine ABD ordusunun ardından İngiliz askeri birlikleri de konuşlandı.  Türkiye sınırına 30 km. mesafede çok sayıda ABD ve İngiliz askerinin bir araya geldi ve üst düzey komutanlar, ABD'nin Avrupa ve Afrika Kuvvetleri Komutanı General Christopher Cavoli ve İngiliz Ordusu Plan ve Harekat Komutanı Korgeneral Ivon Jones’un (CFA) Dedeağaç'ta birlikleri ziyaret etti.


Yunanistan'ın 200. Bağımsızlık Günü kutlamalarına Prens Charles (sol başta) ve Rusya Başbakanı Mihail Mişustin de (sağ başta) katıldı Kraliçe, rahatsızlığından dolayı müzmin veliaht prens Charles’i yolladı. Prens Charles, katıldığı kutlamalar sırasında Yunanistan’ı "Batı medeniyetinin kaynağı" olarak nitelendirdi. İngiltere Prensi Charles ve eşi, Rusya Başbakanı Mihail Mişustin'in ile eşi ve Fransa Savunma Bakanı Florence Parly törende hazır bulundu.

Ancak Palikarya'nın 200. Yıl törenine Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in katılmaması, Yunan kamuoyunda hayal kırıklığına yol açtı.


Bazı Yunan askerlerinin geleneksel kıyafetler giydiği gösterilerde, gökyüzünde Yunanistan'ın yakın bir zamanda Fransa'dan satın aldığı Rafale jetleri de yer aldı. Pire Limanı'na demirleyen ABD uçak gemisi Eisenhower, ve Fransız savaş uçaklarının askeri geçit törenlerinde gösteriye katıldılar.   Ruslar da Pire limanını ABD uçak gemisi ile paylaştı. Rus Donanması fırkateyni Amiral Kasatonov, 1821-1829 Yunan “ulusal kurtuluş” devriminin başlamasından bu yana geçen 200 yıllık kutlama vesilesiyle Pire limanını ziyaret etti. İngilizlerin Yunanistan ve Kıbrıs tutkusunun kraliyet bağını hiç düşündünüz mü? Kraliçe’nin kocası Prens Philip'in babası Prens Andrew kimdir? Hadi ben söyleyeyim; Prens Andrew, Sakarya Meydan Muharebesi’nde Yunan 2. Kolordusu’nun mağlup komutanı.  Bu adam, yani Prens Andrew, bozulan Yunan Ordusu, İzmir'den kaçarken İzmir’in yakılması emrini vermişti. Yunanistan Kralı I. Konstantin, Prens Andrew'in ağabeyi ve Prens Philllip'in ise amcası oluyor. Anlayacağınız kuyruk acıları aile boyu…

Kraliçe Elizabeth'in kocası Edinburg Dükü Prens Philip, Yunanistan ve Danimarka Prensi Andrew’in oğlu. Philip Mountbatten, Kral Konstantin’in yeğenlerinden biri olarak Korfu’da 1921 doğumlu. Danimarka ve Yunan melezi. Philip, İngiliz Kraliyet Donanması’nda teğmenken 1947 yılında Kraliçe 2. Elizabeth ile evlenmişti. Annesi ise Kraliçe Victoria'nın torununun kızı, 25 Şubat 1885'de Windsor Kalesi'nde doğmuş olan Battenberg Prensesi Alice. Prens Andrew ile 1903'te evlenmişler.  İşte Kraliçe Elizabeth'in kocası Philip, bu çiftin çocukları. Annesi sonradan deyim yerindeyse kafayı yemişti.  Kraliçe’nin baş papaz olduğu Anglikan Kilisesi'nden Ortodoks kilisesine geçmiş, Hz İsa ile seviştiklerni söyleyince kadıncağızı paldır kültür Berlin yakınlarındaki psikanalitik bir klinik olan Schloss Tegel’e yatırırlar. Prens Philip’in annesi Alice'nin rahmine Freud yüksek dozda radyoterapi uygular… Kliniği ziyaret eden Sigmund Freud bu ünlü hastayla bizzat ilgilenir.  Alice’in, İsa ile kurduğu romantik ve cinsel hayallerin geçmişte kalan, yaşanmamış ve bastırılmış bir ilişkiyle bağlantılı olduğunu düşünen Freud, paranoid şizofreni tanısı konan genç kadının libidosunu yok etmek için rahmine yüksek dozda radyoterapi uygulayarak onu menopoza sokmaya çalışır.  Kraliyet ailesinin normal hayatları yok. .

Ömür Çelikdönmez
 

Kaynak: (HM) - Haber Merkezi Editör: Aylin Akarsu
Etiketler: Ömür, Çelikdönmez, yazdı,
Yorumlar
Haber Yazılımı google-site-verification=JUqFh8kOJDvxPdB_nOk1fPYSRkE_00XXqUJxmXeE6FY gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-169272188-1');