Yazı Detayı
01 Mart 2021 - Pazartesi 12:36
 
Ahmet Kürkçü-Halkçı Bakış-Dedem
Ahmet Kürkçü
 
 

   Bekir dedem miladi 1303 de Dinar Uluköy' de dünyaya gelmiş , babası köyün en uzun boylu ve iri adamı Ahmet dede ,Zeliha  annesi büyük olasılıkla Arap , gençliği tarım ve hayvancılık la geçer ata binmeyi cirit oynamayı sever kaza sonucu alnında bir çukur oluşmuş ömür boyu taşıdı. Tüm köy gençleri gibi 17 yaşında evlenir bir kızı olur bu arada babası hacca gider o zaman Mekke Osmanlı toprağı belki son Osmanlı hacıları getirdiği hediyeler arasında olan yüzük kaşı en son oğlum Lütfi ‘de tarih ve isim yazılı. Bu sırada Balkan harbi çıkar o zamanda bedel vardır batmakta olan ülkelerde bu sistem uygulanır ve 60 altın vererek doğum tarihi 1305 yapılır .Vücudu iri olduğundan yine de askere alınır  köyden kasap Ömer, Yahyaların Mahmut ve dayısı askere alınır Burdur’da kısa eğitim sonunda Trenle Balkan harbine gönderilirler ,bu savaşta Osmanlı yenilir dedemler esir düşerler. Dedem biz torunlarını toplar anılarını anlatırdı; Karpatlar ,Karadağ, Sırbistan yıllar sonra eşim Sevgi hanımla yaptığımız Balkan gezisinde oraları gördük , Sevgi de dedemin torunu onu candan dinlerdi .Bu esarette ; ot çöp ne buldularsa onu yemişler ,at pisliği içinden arpa  yemişler , çarık kaynatıp suyunu içmişler, arkada kalanların süngülenip dereye atılmasını yaşamışlar en zoruna giden durumun ekmekleri az sayıda olsa da havaya atarak onlara kapıştırmakmış bu nedenle kedi ve köpeğe böyle yiyecek verilmesine çok kızardı yiyecek kaplarına koyun onların onurları var derdi .  Günümüzde insanlara havadan çay atılıp kapışması seyrediliyor. Esirlik sona erince bunları vagonlara yükleyip garlara bırakmışlar bir yakını gelene teslim ediliyorlar. Ahmet dede bu haberi duymuş ikinci oğlu Mehmet i Dinara göndermiş git abin var mı bak diye, varsa güdüle gelince iki el silah at demiş. Kardeşi Mehmet dede Dinar garında dedemi bulur ve teslim alır. Bekir dedem bir şeyler alalım der kardeşi gerek yok der ve gözyaşı döker çünkü o savaşta iken eşi ve kızı vefat etmiştir. Bir yıl geçmeden 1.Dünya harbi çıkar (1914) tekrar askere alınır bu defa Suriye Filistin cephesinde görevlidir ,anlattığına göre komutanın habercisidir elinde kablo ve bir şifre ile söylenen tepeye giderken bastığı yerden sesler geldiğini anlatırdı gündüz aynı hattan geri dönerken onların insan cesetleri olduğunu görür , hatta birisinin ayağında sağlam bir postal görür onu almak için uzandığı da adamın ala canlı olduğunu görür postalı giyer.1918 de Osmanlı yenilir ve Mondros ateşkes antlaşması imzalar dedemleri Ulukışla da bırakırlar kendilerini asker kaçağı sanarak geceleri yol, gündüzleri saklanarak aylar sonra köye ulaşır. Çok perişan haldedir ,anası tanıyamaz. Bu döneme bozgun dönemi derdi devlet nizamı yok herkes eşkiya derdi. Osmanlı artık çökmüştür.

     1919 a gelindiğinde Yunan ordusu İzmir’e çıkmış işgal başlamış, İstanbul işgal edilmiş ,güneyimiz İtalyan ve Fransızlar işgalindedir. 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş savaşını başlatır. Dedem kardeşi Mehmet le askere alınır, kardeşi okuma yazma bildiği için Akşehir karargahta görevli (defterlerini gördüm sonra yakıldığını biliyorum ne büyük kayıptı ) dedem geri cephede burada Atatürk ve İsmet paşayı canlı görür, Mehmet dede yazıcıdır. Köyde çil kadı olarak bilinirmiş, dedem okur ama yazamazdı , Mehmet dede hem okur hem yazarmış bu donanımlı köyde 2-3 varmış sonra Latin harflerini öğrenip yazmış. 9 Eylül 1922 de Yunan Anadolu’dan kovulup İstiklal kazanılıyor dedemler köylerine dönüyor. Bekir dedemin Leyla nenemle evlenir nenem çok vakarlı , becerikli ,tutumlu ,okuma bilen dedemin her an yanında her zaman tertemiz giydirirdi , fötr şapka giyer çalar saati vardı , alaturka kullanırdı yani akşam 12 de olurdu her akşam saatini uzama kısalmaya göre ayarlardı 3 oğlu bir kızı , Tevfik amcam Cerit kızı neneden doğma, Mehmet kardeşi Havize nene ile evlenir  3 kız bir oğlu oluyor. Mehmet dede 1940 başlarında böbrek rahatsızlığı nedeniyle ısparta’ da vefat ediyor. Dedemin artık 8 çocuğu vardır.

    Ben Bekir dedemi her türlü marangoz aletleri ,taşçı aletleri ve iş masası ile hatırlarım ,yazları bahçeye gider orada kışlık odununu hazırlar ,tarım aletleri için uygun dalları kalıplar, bizlere ağaç oyuncaklar, boyunduruk, övendüre ,yaba ,dirgen , atkı yaptığını hatırlarım ,aletlerini özenle korurdu. Torunlarını çevresine toplar anılarını anlatır dinlemeyen kızardı. Kendince bilmeceler sorar, topal kaz, atlılar ,kuruş hesabı soruları vardı biz torunlar onları kalemle çözdüğümüzde çok sevindirdi kaliteli eğitim aldığımız için bunların Atatürk sayesinde olduğunu söylerdi.

      1970 yılında orta okul için Dinara gittik aynı yıl köyümüz de okul açıldı kadro azdı dedem , nenem ,Ali amcaoğlu bir odada kalırdık , diğer odada ,Havize nene , Mehmet ,Galip amcaoğlu ,bir odada Ahmet dayı,eşi ve Nihat , Mustafa vardı.Dedemler sabah namazı için kalktıklarında ben de kalkar ders çalışırdım .Onlar sureleri biliyor anlamını ben bir kitaptan okumuştum, tüm derslerim çok iyi idi fakat dindersi 4 tü takdir alamadım ki şecmeli idi.Buna kimse anlan veremiyor du öğretmen kaynaklı; defter istemiyor , kağıt istiyordu ben götürmedim sorunca çalmışlar dedim beni bir ders yalan söylüyor sun diye dövdü.70 lerde bir kanun çıktı savaş gazilerine maaş bağlanacak mış ,hatta köyde çok kişi madalyalarını takmış Şeydi Ahmet dedem de bunlardandı dedem bazılarının hak etmediğini onların asker kaçağı olduğunu söylerdi. Amcam Tireden kayıtlarını getirdi 1303 ve 1305 iki Bekir kürkçü vardı mahkemede ben 1305 lıyım diyecek iş bitecek fakat o ben yalan söylemem  dedi madalya ve maaş alamadı Niye diye sorulduğunda bunca çektim ben maaş için mi savaştım, kaç defa ölümden döndüm derdi.

     1976 da Ankara’da okula başladım izne geldiğimde dedem bana Paşa’nın Ankara s ını anlat dedi, ona eski meclisi ,ulusu , gençlik parkını , hipodromu, yeni meclisi , Çankaya köşkünü , Anıtkabir i ,Gazi orman çiftliği ni anlattım çok mutlu oldu. Birde o yıllar terör vardı nasıl oluyor biz düşmanı kovduk sizi cumhuriyetçi ve Atatürkçü yetiştirdik kavga ettikleriniz kim dedi kendilerine milliyetçi diyorlar ,padişahlığı yakınlar Amerika’ya söz söylemiyorlar dedim bu kafa istiklalde çok uğraştırdı derdi. Bir de kavga da karşı karşıya geçip mi ediyorsunuz dedi hayır o kadar mertçe değil dedim .

 Cumhuriyet le kalın.

   Ahmet Kürkçü.

 
Etiketler: Ahmet, Kürkçü-Halkçı, Bakış-Dedem,
Yorumlar
Haber Yazılımı google-site-verification=JUqFh8kOJDvxPdB_nOk1fPYSRkE_00XXqUJxmXeE6FY gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-169272188-1');