Yazı Detayı
19 Şubat 2021 - Cuma 21:19
 
N. Alper Esen: muhafazakarlığın paradoksu
Alper Esen32
 
 

N. Alper Esen

İki şey öğretiyorlar gençlere, ikisini de sömürüyorlar.

Özgüveni olmayan insanlar yetişiyor.

Ortalıktalar...

Diyorlar ki; Aman BEN deme, sakın BEN YAPTIM deme...

ENANİYET diyorlar, BENLİK diyorlar...

Yahu Kibir taşımadan, kendisine Tanrısallık atfetmeden BEN demek neden sorun olsun ki?

BEN diyebilmeli insan.

Çocuğuna BEN diyebilmeyi öğretmelisin arkadaş.

BEN YAPTIM, BENİM BAŞARIM diyebilmeli ki özgüveni gelişsin.

Başarısının tadına varabilsin. Daha da başarılı olmak için çalışsın çabalasın.

Tabii ki Allah’ın(cc) her şeyin sahibi olduğunu, seni-beni yarattığını ve İman esaslarını öğreteceksin. Asla kibirli olmamayı da öğreteceksin. Fakat bunları öğretmen BEN demesine engel değil.

Allah’ın (cc) verdiği aklı ve ilmi kullandığını bildikten sonra BEN BAŞARDIM demenin ne kötü tarafı var?

Allah(cc) tek tek bizi sorgulamayacak mı? Bize verdiği aklın da bahşettiği kabiliyetlerin de hesabını sormayacak mı?

Madem Marifet İltifata tabidir; bırak o zaman -BEN YAPTIM- diyeyim de marifetimin tadını çıkarayım...

Ortalık Mütevazı adamlardan geçilmiyor. Herkeste bir Tevazu, bir Tevazu ki...

Tevazu gösterirken bile Kibir kokuyorlar buram buram.

Bu mu iyi olan peki?

İçinde BEN olmayan BİZ olmaz.

Peki neden illa da BİZ?

Çünkü içimizdeki tembel ve çakalları da doyurmalıyız da ondan...

Misal;

10 kişilik grup, 2’si çalışır ve başarır fakat, 10'u da sahip çıkar...

Tembel 8 kişiye Başarı hediyesi...

Peki 10 kişiden biri başarısız oldu mu?

SEN BAŞARISIZSIN derler,

BİZ BAŞARISIZ olduk demezler...

Sonra da kendisine öz güveni olmayan insanlar yetişir, makamlara yerleşir ve kendisine rakip olmasın diye yanına daha bilgili olanı da yaklaştırmaz.

Sömürdükleri ikinci şey ise GÖREV İSTENMEZ VERİLİR.

Hz. Peygamber(sav) döneminde devlet görevini kimse istemezdi, vebali çok diye...

Bilmeden dahi ahaliden birine haksızlık, adaletsizlik yapsa hesabı ağır olacak çünkü...

Bir dönem Vali bulamıyorlar atayacak...

Bunu almış Muhafazakar kesim, enaniyet-BEN'lik mevzusunu da katık yapmış ve demiş ki; Sakın Göreve Talib Olma...

Neden?

Ben bilgili ve tecrübeli olduğumu düşünüyorsam, neden göreve talib olmayayım arkadaş?

Çünkü SEN BİR YAKININI ATAYACAKSIN DA ONDAN...

Yoksa seçimler olurmu?

Neden halktan oy istiyorsun?

Neden göreve talibim ey halkım, oy ver bana diyorsun?

Bırak halk seni istesin o zaman!

Hz. Yusuf(as) görev istemişti halbuki.

‘Bana hazine bakanlığını verin benim kabiliyetim ve bilgim bu yöndedir’ demişti mealen.

İş arıyorsun, beni seçin diyorsun.

Bunun için sınava giriyorsun, mülakata muhatap oluyorsun.

CV nedir?

İş arayanların iş talebi için kendilerini, bilgi ve tecrübelerini anlatmaları değil midir?

Muhafazakarlar bu ikili paradoksu çözmeden Muhafazakar kesimde kendisine öz güveni olan, başarılı adamlar az çıkacak...

Nitekim de öyle.

Sormayan, sorgulamayan, bilgi ve tecrübesinden ziyade söylenileni yapanlar daha makbul değil mi?

Önce Allah’ı (cc)öğrenecek, kendisine öz güveni olan kibirli değil ama mağrur, başı dik, çalışkan, bilgili, kabiliyetli ve başarılı bir Müslüman olacak...

Yoksa pısırık, yağcı, bir yere gelmek için türlü numaralar yapan, dedikoducu, iftiracı ve sahtekar tevazu sahibi kibirliler ortalıkta cirit atmaya devam edecek.

Vesselam...

N. Alper Esen

 
Etiketler: N., Alper, Esen:, muhafazakarlığın, paradoksu,
Yorumlar
Haber Yazılımı google-site-verification=JUqFh8kOJDvxPdB_nOk1fPYSRkE_00XXqUJxmXeE6FY gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-169272188-1');