Yazı Detayı
02 Mart 2021 - Salı 14:11
 
Ömür Çelikdönmez yazdı
Ömür Çelikdönmez
 
 

Cinlerle ilgili İbrahimi dinlerde oldukça fazla malumat mevcut. İster galaktik mitoloji ister Tevrat kaynaklı İsrailiyat denilsin,  yarı cin yarı insan karışımı mutant varlıkların, İblisi güçlerle  işbirliği konusunda neler biliyorsunuz?  Tevrat’ta adları geçen veya simge olarak kullanılan Cennetten kovulmuş ‘Düşmüş Melekler / Adem - Havva ve/veya Harud- Marud ' ile yeryüzünde beşeri tekamülünü evrimini tamamlamış  insan türü arasında gerçekleşen gen transferi ile ortaya çıkan   yeni bir canlı türüne “Nefili” veya “Nefilim” deniliyor.  Tanrı’nın kurallarına isyan eden, bu yüzden cennetten sürgün edilen “Düşmüş Melekler”den, Tevrat’ta çok söz edilmemekle birlikte, Tevrat  yorumcusu Kohenler, bunları günahkâr ve cennetten kovulmuş melekler olarak kabul eder. Bunlar cennette melek orduları ile savaştıktan sonra yenilmişler ve yeryüzüne düşmüşlerdir. Satan (Şeytan), cinler, iblisler ve gözcü melekler bunların arasındadır. Bu melekler “Tanrı’nın Oğulları Nefillerin (Nefilim) Babaları” ve “Gözcü Melek’ler” olarak bilinir. 

Bazı tefsir kitaplarında, insandan önce yeryüzünde fesat çıkaran cinlere karşı bir takım meleklerin başında olarak gönderilen ve o zaman “Azazil” adını taşıyan İblis'in cinleri dağlara püskürttüğü; cinler gibi yeryüzünde yaşadığı belirtilir.  Hatta el-Hakem adıyla, cinlere hakem tayin edildiği bir ara bu görevindeyken gurura kapılıp sonra göğe iltica ederek, Adem'in yaratıcılığına kadar Allah'ın sadık bir kulu olarak kaldığı; hatta, Allah'a en yakın ‘melek’lerden biri olup, yeryüzündeki ve en alt kat gökteki cinler üzerinde hüküm sürdüğü gibi rivayetler yer  alır. İslam tarihinde bilinen ilk ‘Nefili’ Varaka Bin Nevfel… Süryani, İbrani ve Arabi lisanların etkileşimi, benzerliği ve  geçişkenliği göz önünde bulundurularak, İbranice “Nefili”  mefhumu ile Arapça “Nevfel” - “nevf-il” sözcüğünün  yakın  anlam ilişkisinden söz etmek  mümkün.  Nevfel, deniz, cömert, yakışıklı gibi anlamları olmakla birlikte, “hörgüç” yani sonradan yaratılma, yukarıdan indirilme gibi manalar da içerir.  Mekke'nin pagan inancını terk eden ve Hıristiyan olarak geri dönen dört kişiden biri Varaka bin Nevfel, Hz. Muhammed'in zevcesi Hatice'nin kuzeniydi.  Nasturi rahibi olan Varaka, Mekke'nin rahibi ve vaiziydi.  Süryani ve İbrani lisanına vukufiyetinden dolayı Tevrat’ı, İncil'i biliyordu ve bunları Arapça’ya tercüme etmişti.  Hz. Muhammed'in Hz. Hatice ile olan evliliğinde nikahlarını  kıymıştı.

Genelde kabul görmüş klasik kaynaklarda Hatice’nin, Hz. Muhammed'i ilk vahiyin ardından Varaka'ya durumu açıklaması için götürdüğü geçer. Varaka, anlatılanları dinledikten sonra olayın bir vahiy olduğunu, Hz. Muhammed'e peygamberlik verildiğini ve eğer genç olsaydı onun destekçilerinden olmak istediğini belirtir. Hz. Muhammed nüzul olan ilk vahyi, Varaka bin Nevfel'e açıklamasından kısa bir süre sonra Varaka bin Nevfel ölür.  İbn-i İshak, Hz. Hatice’nin Varaka’ya yalnız gittiği; Hz. Muhammed (s.)’in Hz. Ebu Bekir ile gittiği; Hz. Muhammed (s.)’in Varaka’ya yalnız gittiği ve Hz. Muhammed (s.)’in ona hiç gitmeden Varaka ile Kâbe’de görüştükleri şeklinde olmak üzere farklı farklı rivayetlerle nakleder.  Ayrıca İbn-i Kesir, Hz. Hatice’nin Varaka’ya yalnız gidip Hz. Muhammed (s.)’in ilk vahyi alışını anlatmasından sonra Varaka’nın ona şöyle dediğini  aktarır: “Bazı şeytanlar, insanların bazısını saptırmak ve ifsat etmek için Cebrail suretine girip onlara gelirler ve akıllı insanları deli ve mecnun hale getirirler. Abdullah’ın oğlunu bana gönder. Korkarım ona da gelen Cebrail değil başkasıdır.”  Bu rivayete göre Varaka, başlangıçta Hz. Muhammed'e gelenin şeytan olduğunu ve onu mecnun haline getirdiğini düşünmektedir. Algı, idrak, şakra, duyu ötesi, sezgisel bilgi… Kim gelecekten haber verme, kayıp olanı bulma yeteneğine sahip olmak istemez. Sırlı olayların hikmetli analizleri bizim kültürümüzde Kuran’ı Kerim’deki Hızır kıssası ile anlatılır.   Bununla birlikte fal oklarıyla ya da kum üzerine çizilen remil denilen şekillerle gelecekle ilgili bilgilerin elde edilmesi büyük günah kabul edilir.  Bu nedenle olsa gerek, kehanet içeren bilgilerin ortaya çıkarılması, paylaşılması pek hoş görülmez.

Tarihimizdeki bazı vakıalar parapsişik gücü olan bazı isimlerin yönetimde etkili olmasıyla ilgilidir. Parapsikoloji; duyular-dışı algılama, psikokinezi, ölümden sonra yaşam gibi konulara ilişkin paranormal olayların; deneysel yöntem yoluyla, çok disiplinli (çok yöntemli) etüdü olarak tanımlanır ABD istihbaratı ve cinler… ABD istihbaratının 1970 ve 1980’lerde Mars’taki bazı koordinatlarda neler olduğunu, medyumlara sorduğunu duymuşsunuzdur. CIA, FBI, MOSSAD, KGB gibi istihbarat servislerinin cinleri kullandığı yaygın bir kanaat. Amerika’da yerel polis ve CIA’in faili meçhul cinayetleri medyumlardan yardım alarak çözdüğü bütün kamuoyu tarafından da biliniyor.

CIA'nın ciddi, ciddi medyum yetiştirdiğine insanın inanası gelmiyor. “Star Gate” gizli kodu altında yüksek duyarlıklı uzman yetiştirme, dünyanın her noktasında ajanları bulunan, bu etkin örgütün resmi faaliyetleri arasında yer alıyor.  Soğuk savaş döneminde CIA, Sun Streak, Grill Frame, Center Line kod adları ile medyumluk çalışmalarını finanse etmişti. Aynı dönemde Sovyetler Birliği de kendi medyumlarını yetiştirmek için 60 milyon ruble ödenek ayırmıştı. 

CIA, Sovyetler’in ABD denizaltılarını medyumların bilgilerine dayanarak yerlerini saptayacağından dahi şüphe ediyordu. CIA'nın telepati yöntemleri ile istihbarat bilgileri elde etmesi 1972 yılına uzanıyor.  Bu çalışmalar (SRI= Stanford Research İnstitute, www.sri.com) Stanford araştırma enstitüsü elemanlarından Russell Targ ve Harold Puthoff’un yönetiminde sürdürüldü.  20 sene boyunca CIA, medyumluk çalışmalarına 20 milyon dolar  harcadı. Adeta Sovyetler ve ABD arasında bilinmeyen, topluma yansıtılmayan bir medyumlar savaşı yaşandı.  Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı gibi uzman medyumlardan oturdukları yerden, Kaddafi’nin veya Kuzey Kore plütonyum deposunun veya rehinenin nerede olduğunu tahmin etmeleri istenmiştir.  1995’de CIA’ya medyumluk ödeneği olarak 500.000 dolar tahsis edilmiştir. Aynı yıl CIA, (AIR= American İnstitute of Research, www.air.org) Amerika araştırma enstitüsünden medyum programını değerlendirmesini talep etmiştir.  Yapılan değerlendirmede, medyumların hiçbir tahminde başarılı olmadıkları rapor edilince, medyumlara dayanarak istihbarat yapma sonlandırıldı. 

Rus istihbaratı ve Cinler… Son Rus Çarı’nın, Grigori Rasputin adında padişah “Deli İbrahim” gibi cinci hocası vardı. Grigori Rasputin, doğaüstü yeteneklere sahip olduğu iddia edilen bir Rus mistikti.  Ufak yaşlardayken 2 kardeşinin boğularak ölmeleri Rasputin’i oldukça etkiledi. Kendisinin de boğularak öldüğü söylenir. Okuma-yazma bilmeyen Rasputin, 1886’dan 1901’e kadar 15 sene boyunca Rusya’da gezip her yerde vaazlar verdi.  En uzak yolculuğunda, Yunanistan’ın Athos Dağı’na kadar gitti. Ortodoksların ‘hain’ bir tarikat olarak niteledikleri Skopsty Tarikatı ile tanıştı.  Bu tarikatın müritleri, ‘Tanrı’ya ulaşmanın tek yolunun ‘günah işlemek’ olduğunu vaaz ediyorlardı ve bu, Rasputin’e oldukça çekici gelmişti.



1907 yılında Çar’ın oğlu Aleksey, hemofili hastalığına yakalandığında doktorlar tüm çabalarına rağmen çocuğun iç kanamalarını durduramazlar ve artık tıbbi olarak yapılabilecek bir şey olmadığını ve oğlanın yakın zamanda öleceğini Çar’a bildirirler. Saray camiasında varlığı bilinen Rasputin, bu durumda son çare olarak Çariçe tarafından çağrılacak ve hipnotizma tekniğiyle çocuktaki iç ve dış kanamaları durduracaktır.  Bu başarısından sonra Rasputin, Çar ailesi için çok önemli bir şahıs olur. Çar’a sürekli siyasal konularda fikirler de vermeye başlamıştır. Benzer tedavilerini ve fikirlerini ölüm yılı olan 1916’ya kadar sürdürür. Rusya’nın en büyük istihbarat örgütü GRU; Glavnoye Razvedyvatel’noye Upravleniye- Rusya Silahlı Kuvvetler Genelkurmayına bağlı askeri istihbarat teşkilatının “poznai sebia” yani “Kendini Tanıma” anlamına gelen Rus Savaş Sanatı Sistemi üzerinden cinlerle diyalog kurmanın bir yolunu  buldukları söylenir.  Bu stil, katı kuralları, yapısı veya sınırları (ahlaki sınırlar hariç) olmayan doğal ve serbest bir stildir. Zaman içerisinde Rus Özel Kuvvetleri tarafından rafine edilerek bugünkü modern halini alan ve sürekli gelişmeye devam eden Systema, yakın zamana kadar son derece gizli tutuluyordu.


Hızlı öğrenmek için geliştirilmiş Systema, ezbere dayanmaz. Kalıp tekniklerin ve formların olmadığı bu stil, vücudu bütün olarak görür ve en zorlu durumlarda dahi hayatta kalmayı amaçlar.  Systema’da öncelikli amaç kazanmak veya kaybetmek değil, kendini tanımak ve her koşulda hayatta kalmaktır. Bu nedenle Systema’ya “poznai sebia” da (Kendini Tanı) denilmektedir.  Ruh veya psikolojik durum sakin, öfke, tahriş, korku, kendine acıma, sanrı ve gururdan arınmış olmalıdır. Savaş becerisi, güçlü ve hassas, anlık ve ekonomik, kendiliğinden, zekice ve çeşitli, gerçek bir profesyonelin imzasını taşıyan hareketleri içerir.



Systema; üç bileşenin sinerjisidir ve bir TRUE WARRIOR yani doğru savaşçı oluşturur. Bu üç bileşen; “savaş becerisi, güçlü ruh ve sağlıklı vücut”tur. Tasavvuftaki “nefis terbiyesi”ne ne kadar çok benziyor değil mi? Systema, Spetsnaz, GRU ve diğer hükümet kuruluşlarının özel birimleri dahil olmak üzere, riskli görevlerde Özel Kuvvetler Askeri Birlikleri tarafından geliştirilen mücadele tarzı oldu. SSCB dağıldıktan sonra, bu savaş sanatı tanındı ve yeniden keşfedildi ve antik köklere rağmen, her öğretmenin ve her uygulayıcının çeşitli askeri ve çağdaş ihtiyaçlarına uyarlandı. ‘Nooscope’ hakkında kim ne biliyor? Rus askeri istihbaratının bir diğer önemli silahı da 2012’de ‘Questions of Economics & Law -Ekonomi ve Hukuk Soruları’ adlı dergide ‘AE Vaino’ imzasıyla yayınlanan, ‘The capitalisation of the future/Sermayenin Geleceği’ başlıklı makalesinden kullanılan ‘Nooscope’dir. Bu kavramı tartışmaya açan ve bunun Rus bilim insanlarının geliştirmiş olduğu yeni ve farklı bir silah olduğunu belirten Rusya Federasyonu Başkanlık Müsteşarı Anton Eduardovich Vaino’dur.


-Anton Eduardovich Vaino- Vaino ‘Nooscope’ kavramı çerçevesinde toplumu örgütlemek ve anlamak için yeni yollardan söz etmişti. Nooscope, yarı mistik ve Rus metafizik geleneğinden beslenen bir kavram olarak değerlendirilmişti. Nooscope, “insanlar arasında, nesnelerle para arasındaki işlemleri tarayan bir aygıt” tanımlamasıyla anlaşılmaya çalışıldı. Günümüzde ekonominin ve genel olarak toplumun geleneksel yöntemlerle yönetilmesi çok karmaşıklaştı. Kaosa dönüştüğü gibi kontrolden çıkabiliyor. Böylesi durumda güç merkezleri iktidarlar bunları düzenlemek ve kontrol etmek için yeni yollar aramalıdır.  Bu yönetim sorununun çözümü ise ‘nooscope’ olarak adlandırılan ve küresel bilinçle ve “biyosferdeki ve insan aktivitesindeki değişiklikleri tespit edip kaydedebilen” yeni bir sistemle mümkün olabilir.  Bu konuyu, bilimsel literatürde en net ifade eden Nikola Tesla olmuştur.  Yarı-mistik dilin ve akademik jargonun neredeyse imkânsız bir karışımı izlenimi veren bu teorik açılım, aşkınsal felsefe ile çağdaş ekonomik kaygıları uzlaştırmaya yönelik.  Nooscope’un kesin tanımını söylemek zor. “Nooscope, Noosfer’deki değişiklikleri kaydetmek için kullanılan bir cihazdır.” Dahası, “mekansal sensörler” den oluşur ve “görünmez görünür hale getirebilir”. “Yeni nesil banka kartlarından başlayıp” akıllı tozla “biten” Nooscope’un duyusal ağı “, zaman ve mekândaki ortak Varlığı doğrudan tanımlar.”


Nooscope, insanlığın kolektif bilincinin incelenmesine olanak sağlayan ilk  manevi cihaz. Aslında, “Noo” fikri, Vaino’nun icadı değil, daha önceden az da olsa biliniyordu.  20. yüzyılın başlarında Rus düşünür Vladimir Vernadsky tarafından bir teori olarak geliştirilen “Noosfer”, genellikle insan düşüncesinin alanı, yani insanlığın kolektif bilincidir.  Vernadsky, insanlığın kolektif düşüncesinin bir bütün olarak dünyayı etkileyeceği zaman, Noosfer’in Dünya’nın gelişiminin üçüncü aşaması olacağına inanıyordu.  Bu açıdan Vaino bir “proaktif yönetim paradigması” temellendirmiş denilebilir.  Bu anlatılanları metafizik istihbaratta  Cinlerin  istihdamı ile  ilişkilendirmek  becerisi  sizlere  kalmış. Metafiziksel istihbarat ve Türkler… Bizim tarihimizde de medyum, haber alıcı bazı örnekler vardır. Örneğin Safranbolulu Cinci Hoca veya Karabaşzade Hüseyin Efendi 17. yüzyılda yaşamış Osmanlı sarayının ünlü üfürükçüsüydü. 

Tahta çıktığında recüliyeti akim kalmış yani erkekliği tutuk olan, Osmanlı Padişahı (Deli) İbrahim’i telkinleri ile tedavi etmişti. Deli İbrahim, Valide Kösem Sultan’ın sunduğu cariyelerle bir arada olmaya başladı.  Sultan İbrahim’i etkisi altına alan Cinci Hoca, büyük bir maddi kazanç elde etmişti. İlmi Nücum, Kenzül Havas sayesinde Cinlerle iletişim kurduğu gerekçesiyle ünü her yere yayılmıştı.  İslam dünyasında “Hurufilik” olarak adlandırılan ekol mensupları da kehanet hususunda boş sayılmaz.  Ne de olsa “Kabala” harsından  besleniyorlardı.  Bu ekolün son temsilcilerinden Said Nursi, Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, Birinci Şua’da : “Ve’l-ilmu indallahi lâ ya’lemu’l-gaybe illallâhu Hattâ ye’tiyallahu bu emrihi (şedde sayılır) fıkrası dahi, makam-ı cifrîsi bin beşyüz kırkbeş (1545) (Miladi 2120) olup kâfirlerin başında kıyamet kopmasına îmâ eder" der ve kıyametin kopuşuna dair tarih verir. Risalei Nur’da yakın tarihimize ilişkin onlarca ebced hesabı ile “kehanet” olarak nitelendirebilecek malumat mevcut. Türklere özgü metafizik istihbarat… “Beyaz Hayaletler” hemen her ülke ordusunun düşman cephe gerisine sızma gerçekleştiren operasyon birlikleri için kullanılır. Bu kavrama, kolektif ve metafiziksel işlev yüklemek mümkün. “Beyaz Hayaletler" Büyük Asya’nın güç birliğinden oluşan istihbarat ve askeri operasyon timleri.

Tibet’ten Tanrı Dağları’na, Ural Altay Dağlarından Türkiye’de Sultan Dağlarına uzanan, psişik bir yapılanma bu. Öyle ki  Türkiye'den ta İzlanda’ya kazılan yeraltı tünellerinin hikayesi.  Budizm, Taoizm ve Sufizm öğretileriyle özel eğitime tabi tutulan gizli, fark edilmeyen bu operasyon güçleri; İnsanın düşünce ile uzaklarda başka bir insana bilgi ve resim iletebilmesi (Telepati)  gibi görüntünün “Teleportation” denen ve vücut dışı astral yolculukları ile bütünleşebiliyor. Bu kapsamda “Astral Seyahat”; insanın sanal olarak bir yerdeyken başka bir yerlere gitmesi ve orada hem görülmesi hem de orayı görmesidir olduğu gibi fizikötesi bilgiyle eşyanın tabiatına hükmedebilmek.  Astral Seyahatin yolcu  kahramanları görünmez kılan Beyaz Bulutlarla çepeçevre sarılmalarıdır. Onlar kendilerini bildirmek için bazen dışarıdan görev verdikleri isimlere dokunurlar. Dünya'nın üzerinde bulunan üçüncü sıra katman iyonosferin en önemli özelliği elektrik enerjisini ve radyo, ses ve elektro manyetik dalgaları kablosuz olarak çok uzak bir noktadan diğer noktaya taşımasını sağlayabilmesiydi.   Melekût aleminden yani metafizik varlıkların (melek-cin-iblis vs.) ruhların ve nefislerin makamı olan âlemden gelen ilahi varlıklar seçilmiş insanlara veya seçtikleri insanlara dokunurlar.  Halk arasında en kısa tabiri ile “ruhun bedenden geçici olarak ayrılması” şeklinde tanımlanabilen “Astral Yolculuk”ta iki süreç var.  Bunlardan ilki “Tayyı zaman”; vaktin genişlemesi, bereketlenmesi, yani “kısa sürede uzun bir zaman yaşamış olma hâli” diğeri de “Tayyı mekan” yani mekânı aşarak bir anda değişik yerlerde görünebilmektir.  Bir diğer anlamı da mekan değiştirme yani bir mekandan başka bir mekana uçmak, ışınlanmaktır. Tayyi mekân, bir mekandan başka bir mekana aracısız ve vasıtasız olarak yolculuk yapma işidir. Tayyi mekan, mekanın ortadan kaldırılması, aşılması anlamında olup mekanları çok hızlı bir şekilde aşarak diğer mekanlara ulaşmayı anlatır.  Buna göre, mistiklerin gerçekleştirdikleri tayyı mekan, tayyı zaman, onların kendi özlerine (holografik datanın değişik boyutlarına) vasıtasız “bilinç sıçramaları” ile gerçekleştirdikleri mekan ve zaman seyahatleri denilmektedir. Gerçi şimdi politik medyumluk ad değiştirdi, daha çok fütürolojik yaklaşımlar yani geleceği öngörme popüler.

-MİT Başkanlığı'nın “Teşkilat Yapılanması” resmi internet sitesinde başlıklarla belirtiliyor- Ancak MİT veya Türkiye’deki diğer gizli servislerin bu tür kadrolarla çalışıp çalışmadığını söylemek pek mümkün değil. Varsa da bunlar muhtemelen Kafkasya kökenlidir.  Teolojik istihbarata “üçler yediler kırklar” bakar! İstihbarat akıl oyunudur. Bir hedefe ulaşmak için yapılan stratejik planlama biraz da siyasi entrikadır. Matematik ve metafiziktir.  Teolojik jeopolitik ve teolojik İstihbarat bir adım daha ileriye giderek metafiziksel istihbarat sahasında keşşaf olmak isteyen, “üçler - yediler - kırklar” ile meşverette halvet olmak  isterse, Yunus Emre’den dil, Hacı Bektaş Veli'den el alsın.   Yunus’dan, yüce görünen gökleri, göklerdeki melekleri, yetmiş bin hicapları, cümle vücutta bulmayı, Hacı Bektaş Veli'nin  ruhaniyetinden “don değiştirme”yi öğrensin. “İblis”i, lain eylese de feveran, tersine döndü bu devran, Ey Tanrı’nın askerleri doğrulun, şimdi diriliş zamanıdır. Erler demine destur alalım, Huuuuu diyelim Huuuuu! 

Ömür Çelikdönmez

 
Etiketler: Ömür, Çelikdönmez, yazdı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Nisan 2021
Ömür Çelikdönmez: Amerika, İngiltere’yi Ukrayna’da yalnız bıraktı
14 Nisan 2021
Ömür Çelikdönmez: Hamaney sonrası İran’a aranan kan Mahmud Ahmedinejad olabilir mi?
12 Nisan 2021
Ömür Çelikdönmez: Kemalist hurufilik ve Necip Fazıl’ın Atatürk'ün dirileceği iddiası?
07 Nisan 2021
Ömür Çelikdönmez yazdı
05 Nisan 2021
Ömür Çelikdönmez: Ruslara Montrö sopası, darbe yoklaması ve milletin bekası!
02 Nisan 2021
Ömür Çelikdönmez: Türkiye, çocuğun cinsel istismarında kaynak ve transit ülke!
28 Mart 2021
Ömür Çelikdönmez yazdı
21 Mart 2021
Ömür Çelikdönmez: Plant theology and intelligence - Bitki teolojisi ve istihbarat
17 Mart 2021
Ömür Çelikdönmez: England patentli Çin çekirge sürüleri Kırım semalarında!
15 Mart 2021
Ömür Çelikdönmez yazdı
10 Mart 2021
Ömür Çelikdönmez yazdı
28 Şubat 2021
Ömür Çelikdönmez yazdı
24 Şubat 2021
Ömür Çelikdönmez yazdı
20 Şubat 2021
Ömür Çelikdönmez: Hulusi Paşa’nın yanında olanları görelim?
17 Şubat 2021
Ömür Çelikdönemez: Gara Dağ bazı rehineler sağ Erbil’de bombalanan ABD’ye vay ki ne vay?
16 Şubat 2021
Ömür Çelikdönmez yazdı
15 Şubat 2021
Ömür Çelikdönmez: 13 Türk rehineyi, hangi güç infaz etti? 16 şehidin sorumlusu kim?
14 Şubat 2021
Ömür Çelikdönmez yazdı
12 Şubat 2021
Ömür Çelikdönmez: İngiliz istihbaratının Türkiye’deki paravanı İngiliz Arkeoloji Enstitüsü ve Kraliçe’nin FETÖ’cüleri
10 Şubat 2021
Ömür Çelikdönmez: Çok partili kaotik sistem, kontrollü kaos!
09 Şubat 2021
Ömür Çelikdönmez: 'Mezhepler ve Aşiretler Federasyonu’nda Türk istihbaratının tarihi rolü!
07 Şubat 2021
'Cihanşümul Kadim Türk Devleti'nin Afrikalı askerleri Tuaregler!'
Haber Yazılımı google-site-verification=JUqFh8kOJDvxPdB_nOk1fPYSRkE_00XXqUJxmXeE6FY gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-169272188-1');